Vuslat Dizisi 15. Bölüm Analizi “Aslı”

Aziz Salih babanın dükkanında, ona yardım ediyor. Salih baba da Aziz’in kafasının karışmasını istiyor ve bir ders vermek istiyor. Bir dolap ve içindekiler ve bir ayna taşınacak ama o eşyalar sıradan eşya değil. Aziz’in kaçırıldığında gördüğü eşyalar. Duvarda ki yazı “HER ŞEY AŞIK A KAR” AYNA, KOLYE. Aziz bunları gördü ve yaşadıklarını yeniden yaşadı. Salih baba da bu kadar ağırlığı tek başına taşıyamazsın dedim, bak incindin dedi.

Salih baba burada bir küçük hayat dersi verdi aslında, bazen her şeyi kaldırabileceğimizi, taşıyabileceğimizi düşünürüz ama beden ağırlığımız bir noktadan sonra kaldıramaz olur incinir, kırılır, yaralanır, sakatlanır. Beden böyle iken ruh da aynı şekilde tepki verir. Üzülür, incinir, kırılır tamiri çok zordur. Ruh hasta olduğunda beden çöker.

Aziz dükkandan gidecekken Abdullah efendi “Her şey aşık a kar” dedi. Burada da ders vardı. Görebilene, duyabilene, anlayabilene.. aşık maşukuna kavuşmak için her türlü zorluktan geçerken, yaşadıkları, gördükleri aşık olana kar olur.  

Dükkana gençler gelince, Salih baba Aziz’e sen git dinlen sonra konuşuruz dedi. Aziz de dükkandan ayrılıp bir parka gidip oturdu. Yaşadıklarını düşündü. Salih babanın dükkanın da gördüğü yazı, ayna, kolye, daha önce gördüğü yaşadıklarıydı. Salih baba ise kaç zamandır bunlar benimle demişti. Kafası karışık Aziz’in Salih baba da onlar kaç zaman duruyorsa, o evde gördükleri ve Abdullah’ın verdiği yazı neydi? Düşünüyor düşünüyor işin içinden çıkamıyor Aziz.

Abdullah efendi geldi yanına oturdu. Aziz ona sordu, nedir bu Abdullah efendi? Ne oluyor? Cevap yok, delireceğim diyor Aziz. Abdullah amca da “İKİ BİR OLMAYINCA BİR ŞEY OLMAZ “ dedi. Güler misin ağlar mısın? Bunu duyduğunuz da ne anladınız?

Bunun iki anlamı var, İki Bir Olmayınca Bir Şey Olmaz: birincisi, iki nin olabilmesi için birin olması gerek. Bir birdir. Tek bir şey olmaz. İki bir olunca iki olur. En basit anlatımı ile bir elin nesi var iki elin sesi var. Bir el tek başına ses çıkaramaz ama iki el güçlü bir ses çıkarır.

İkinci anlamı ise, sade anlatım ile insanlar tek dolaşırlarken onlara zarar vermek isteyenler tek kişiye zarar verebilirler ama iki kişi olunca zarar verseler bile az zarar verirler.

Tasavvuftaki anlamı ise, Bir olan Allah dan bahsetmektedir. Her şeyde, her yerde o vardır. Herşey Allah’ın isimlerinin tecelli etmesidir.   Sayısız rızıklar, Rezzak isminin birer tecellisidir. Bütün hayatlar da Muhyi isminin tecellisidir. Bütün mahlukatın tek bir Halık’ı, bütün mülk aleminin tek bir Maliki vardır o da Allah dır. ALLAH DAN GELEN YİNE O NA DÖNECEKTİR. Aşık Maşukuna kavuşup onda yok olacaktır. İkilik bitecek teklik başlayacaktır. Allah aşkı da tekdir. Dizide satranç-ı Urefa da anlatılmak istenen budur.

Abdullah amcanın elinde bir ekmek onu ikiye böldü ve yarısını Aziz’e verdi. Küçük parçalara böl, büyük yutamazlar dedi. Bu sözü daha önce işin içinden çıkamayan Feride ye de söylemişti. Küçük parçalara ayır büyük yutamazlar. Dedi. Kuşlar için küçük parça olması gerek yutabilmesi için. Sorunları çözmek içinde sorunu küçük parçalara bölerek yapmak büyük sorunu çözer. Aziz’in Salih babanın dükkanında ki dolabı tek seferde kaldıramadığı ama içindeki küçük parça eşyaları içinden çıkarınca dolabı yerinden kaldırabilmesi gibi. İnsanda bir zorlukla karşılaşınca kolay dan zora doğru gitmeli. Yoksa çıkılmaz bir kör düğümün içinde bulur kendisini.

Aziz Abdullah ile konuştuktan sonra kardeşi Sultan’ı görmeye gitti. Üç kardeş birlikte güzel zaman geçirdiler. Sultan’ın kolyesinden konu açıldı ve Salih babaya uzandı Kerem’in de dikkatini çekti herkesi tanıdığı için onunla bir şekilde konuşmak isteyecek Kerem.

Feride de babasının dükkanına gitti. Kolye hakkında bilgi aldı. Bugüne kadar hakkında bilgi sahibi olmadığı halasının da adının Feride olduğunu öğrendi. Bu kolye özel tasarım, zamanında kapalı çarşı esnaflarından yurt dışında yaşayan birisi dört tane yapmış. Birisi annesine, birini Hasibe ye, Aneta teyzenin kızı Alice hediye etmiş. Dördüncü kolye kimde bilmiyorlar? Şöyle düşünelim, Aziz ile kilitli kaldıkları o evde boynunda bu kolyenin aynısından olan o bayan kim ise dördüncü kolye onda. Feride o resmi gördü ama o kişiyi tanımadı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kardeş Çocukları Dizisi Adnan (Cem Davran) Kimdir?

O resim ve sahibi en üst makam denilen Tahsin beyin korktuğu kişi de de var. Salih baba, Abdullah amca, Tahsin bey ve o en üst makam da ki kişi hepsi birbirini tanıyorlar. Çocukları hariç, büyüklerin oynadığı oyunun bedelini çocukları çekiyor benim anladığım bu ve Salih baba ile Abdullah amca gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyorlar onlar da bu oyunun içindeler hem de en başından beri.

Tahsin bey oğlu Aziz ile konuştu bu konuşma gizli bir konuşmaydı. Önce özür diledi, bulmaca evden, o eve hapsedilmesinden, başına gelenlerin sorumlusunun kendisi olduğunu söyledi özür diledi. İş nasıl bu noktaya geldi anlattı. Kerem anne ve babasının peşine düştükten sonra taşlar yerinden oynamış öyle söyledi Tahsin bey. Artık birbirinizle savaşmayın, bizi yıkmaya çalışıyorlar, ben Kerem’in her şeyini aldım. Annesini, babasını, kimliğini, ona sevgi ve güven verebilecek herkesle arasına duvarlar ördüm dedi.

Bir insan küçük masum bir çocuktan, annesini, babasını ve sevgi verecek insanları neden alır ki?

Asıl sorun onların Kerem’i bulmasıymış. Kerem onları bulursa sorun olmayacakmış. Bir bulmaca da burada var. Kerem’in dedesi Tahsin beyin babasının yakın arkadaşı ve iş ortağı, en tepe noktası dedikleri yerinde sahibiymiş. Korktuğu kişilerden biri. Kerem’i onlardan çalmış, saklamış, korumak için. Aziz’e bir anahtar verdi. Kasasının anahtarıymış, o kasada bir dosya varmış, bu konuşmanın devamını sonra yapacakmış Tahsin bey. Bu para imparatorluğunu kurmak için çok şeyden vazgeçmiş.

Faik amca ile kızı akşamın karanlığında eve doğru yolda giderken, peşlerinde bir adam onları takip ediyor. Takip eden de Tahsin beyin korktuğu, o kilitli evde kaldıkları yerin sahibi patron denen adam. Kolyenin peşinde. Abdullah amca o adamın yolunu kesti ve “İKİ BİR OLMAYINCA BİR ŞEY OLMAZ “ dedi. Faik amca ile Feride kayboldu.

Adam da kızdı senin birine de, ikine de Allah’ın delisi dedi. O deli değil, o veli..  gören gözler onu deli olarak görüyor.

Kilit isim Bülent bey, Kerem’in dedesi. Gülten hanımda bu sırra ortak ve bu gerçeğin ortaya çıkmasından korkuyor. Gerçek ortaya çıkarsa ailenden bir tek kişi sağ kalmaz dedi. Gülten hanım, çok kızgın ben Kerem uğruna evladımı feda ettim, bunca sene sustum bunlar boşa giderse dedi. Gülten hanımın konakta zaten bir kızı yokmuydu? Vardı kaç zamandır ortalıkta yok. Nerde? Sultan ile arkadaştılar şimdi neden onun yanında değil? Aynı evde yaşıyorlar?

Çakal fani de bu ortalığın karışıklığının yakında mahalleye uğrayacağını söyledi. Salih babada beklediğimiz bir şey dedi. O üst makamlarla görüşüyorlar, olup biten her şeyden haberleri var. gün gelecek Çakal Fani de kendisini gösterecek Abdullah amca gibi.

Ali, kendisini ölü göstererek ortadan kayboldu. Aneta teyzeyi ve geçmişi bilen birisi Kerem’i de biliyor. Kerem de anne ve babasını arıyor. Aneta teyzenin kayıp kızını da araştırıyor Sultan için. Aneta teyze geçmiş anılarını evin küçük oğluna anlatıyor. O da hikaye anlatıyor diye mutlu oluyor oysa Aneta teyze geçmişini hatırladıklarını anlatıyor.

Salih baba Satranc-ı Urefa yı oynamaya başladı. Dört sayısı geldi ve bugün ki konu hıyanet. Kutsal olan şeylere hainlik etmektir. Üstad, Allah ve Resulüne hıyanet etmek diye bahseder bu basamağı anlatırken der ve asıl urefanın anlatmak istediği budur ama Salih baba sadeleştirmek ve anlayabileceğimiz yerden dem vuralım der ve ihanet etmek ten bahsedelim der.

İHANET; edeni de, edileni de harap eder. İhanet eden pişmanlığı ile, ihanet edilen inancı ile sınanır. İhanet aldatmaktır, en çok güvendiğiniz, inandığınız insanların hiç tanımadığınız yüzlerini görmektir ihanet. Bu sözleri söylerken Salih baba Aziz de babasının kasasını açmış resimlere bakıyordu. Sultan’a çok benzeyen ve beşikte bebeği olan biri. Büyük bir ihtimal o Alice di. Aneta teyze Sultan’ı Alice diye seviyor.

Zaten Abdullah amca da beşiğin başına geçmiş, boş beşik sallıyordu Salih baba anlatırken. Beşikteki bebeğe ihanetti, annesi ne de öyle.

 Aldandığınız için kendinize, aldattığı için karşınızdakine bitmeyecek sandığınız bir öfke ve acı duymaktır diye devam etti Salih baba. Devamında da, ihanetinizi bilmeyen sevdiklerinizin hala sizi saran sevgisi karşısında çektiğiniz acının edilebilecek bir tarifi yoktur. O tarifsiz acı ile içiniz yanarken, aslında kendinizi aldattığınızı anlarsınız.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Kimse Bilmez Dizisi 1. Bölüm 3.Fragman

Aldatıldığınızı anladığınız an cehennem gibidir. Geri dönüp anlamanın o ana gelip affetmenin bir yolu yoktur. O ateşin içinde sıkışır kalırsınız (Kerem gibi.) yandıkça öfkelenir, öfkelendikçe yanarsınız. İnandığınız her şey yıkılır, siz o enkazın altında sıkışıp kalırsınız. (Aziz gibi) Gidenleri geri getirmek imkansızdır. Ya Öfkenize yada inancınıza sarılıp hayatınıza devam edersiniz (Gülten Hanım gibi) ihanet büyük imtihandır ama sizi saracak bir şefkat daima vardır. (Aneta teyzeyi saran Feride ve Sultan gibi) insan olmak imtihanın içinde olmaktır. Kırılanları onarmak, yıkılanları yeniden inşa etmek, gücünüzün farkına varıp yeniden ayağa kalkmak şifanızdır.(Sultan gibi)  

Ama insan hep kendisine ihanet eder, yüzünü yaradanına dönmeyen kul bütün hayatını kendini aldatarak geçirir. Kim olduğunu unutmak, insanın kendine yaptığı en büyük ihanettir dedi ve bir şiir ile noktaladı konuyu. “Hoşça bak ki kendine kainatın özüsün sen, bütün yaratılanların gözbebeği olan insansın sen.”

Kerem annesinin ve babasının resimlerini bulmuş. Kimlik bilgisinden de anne adı Nazlı baba adı Mehmet Aslan Almanya yazıyor. Resim de göründüğü gibi. Tahsin bey bu bilgiler üzerinde oyun oynadı mı? Sahte bilgiler mi? Kerem bulsa bile bir şey olmaz ama dedesi Kerem’i bulursa sorun olur demişti. Bu söze göre bu bilgiler yanlış olma ihtimali yüksek.

Aziz’in babasını çocukken birilerini öldürdüğünü görmüştü bu durumda ölenler Kerem’in gerçek anne ve babası değil, onlar yaşıyorlar ama nerede? Aneta teyzenin de Kerem’i gördüğünde tanıdığını düşünürsek Kerem Aneta teyzenin torunu ve Alice’in oğlu. Nazlı başka birisi. O da Gülten hanımın kızı olabilir bu çok büyük bir ihtimal. Tahsin beye Kerem için demişti. Kerem için kızının ve damadının ölümüne seyirci olmuş olabilir.

Gece bitip sabah olduğunda yeni bir gün başlamıştı. Altan Aziz’e Abdullah amcanın daha önce getirip bıraktığı kutuyu ve mektubu verdi. Kutu da ne var? açmadı Aziz, mektup Almanca yazılmış bir bayandan sıkışmışlık dan bahsedince, yaşadıkları geldi aklına. Bir gün gelecek Aziz o en üst makamdakilerle konuşacak.

Altan’a olanları anlattı ve ne kadar ailesine öfkelense de sevgisinin azalmadığını söyledi. Aile böyle bir şey işte. Yalçın geldi. Aziz’e teslim olmasını söyledi. Akşam teslim olacak Aziz.

Ceylan, Kerem ile kahvaltıyı dışarda yaptılar ve konuştular. Ceylan Kerem’in neden kendisi ile ilgilendiğini merak ediyor ve sordu. Kerem de ben aile olmak istiyorum. Sende olup da bende olmayan şey aile. Sen annenin paça çorbasını içerken, ben dışardan yiyorum. Seni annen büyüttü, beni ise, hizmetçiler. Ceylan ile evlenmek istediğini üstü kapalı söyledi. Ceylan da pek inandırıcı olmadı dedi. Sonra da ben de size düşmüşken arkadaş olamayız dedi kaçtı gitti. aşık olmuş. Kerem’in de hoşuna gitti bu.

Nehir, şirketin satılan hisselerini almış. Bunu şirkete zararı veren kişi olarak zararı telefi etmek için yapmış. Gizli alıcı olarak kimse onun aldığını bilmiyor. İstediği arkadaşlığı ve şirketteki eski yetkileri. Aziz ile çocukluk arkadaşıymışlar. Nehir ile tanışmaları Nehir’in Aziz’in kafasını yarması ile başlamış. Çocukluk aklı işte oyuna almadılar diye yapmış Nehir. Şimdi o arkadaşlık devam ediyor.

Aziz Nehir’e güvendiği için bütün yetkilerini ona devrederek akşam teslim olacağını söyledi. Onları gören Feride kıskandı.

Çakal fani, Salih babanın dükkanına geldi ve yeni bir oyun kurulacağı kulağıma geldi dedi. Salih baba da, Abdullah gibi senin de görünmen gerekirse deyince, olursa diye yanımda götürdüm genci bizim alemdekiler tanısın, gerekirse kapıları o açsın diye dedi. O gizemli evin, anahtarı olmayan evin kapılarının kilidi Abdullah da, Çakal Fani de, Salih baba da var şimdi de genç delikanlı Tekin de var. çok dua istedi. Ayna, dolap, eşyalar olması gereken yere geri gittiler, çok şükür dedi her ikisi de. Sırlarla dolu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Yemin Dizisi 51. Bölüm ve 52. Bölüm Özeti 6 Mayıs–7 Mayıs Fragmanı

Gizemli, yüzü görünmeyen Bülent bey, Gülten hanımın korktuğu kişi, masasında bir sürü resim var. Abdullah, Kerem, Aziz, saat, kolye, kutu. Gizemli olan ne varsa resmi var onda. Feride’nin boynundaki kolyeyi o yapmış, Feride ye nasıl geçtiğini öğrenmek istiyor. Abdullah Faik babaya verdi. Faik baba da kızına.

Aziz akşam Feride ile son kez yemek yemek istedi. Altan dan yardım istedi. Altan da kendi evinde Emine ile yemek hazırladı. Yusufçuk aldırdı onu hediye olarak verecek Aziz. Aneta teyze Alice çok özlediği için Fırat onu köşke götürdü. Sultan’a sarılarak uyudu.

Aziz ve önünde iki kimlik bu kimliklerden birisi Alice Aslan’a ait. Babası Bülent, Annesi Aneta. Diğer kimlik, Nazlı Aslan’a ait. Babası Fatih, annesi Filiz. Fatih ve Bülent kardeşlerin çocukları. Amca çocukları. Alice ve Nazlı. Kerem’in bulduğu kimlikte Mehmet Aslan Nazlı Aslan yazıyor. Nazlı Fatih’in kızı, Mehmet’in eşi. Kerem’in annesi olarak görünüyor. Doğrusu Alice’in oğlu olması Bülent’in torunu olması için ki Bülent’in torunu Kerem. Tahsin bey kimliklerle de oynamış. Ondan Kerem bulsa bile bir şey olmayacak. Kerem yanlış adreste. Benim bu bulmacadan çözdüğüm bu.

Sultan babasını sordu Aneta teyze de bana babanı sorma dedim diyerek, senin de benim de hayatımızı mahvetti. Oyun kurmuşmuş dedi. Şuan da Tahsin beyin ve Gülten hanımın korktuğu en karanlık yer dedikleri yerin ve yüzünü görmediğimiz, kolyeleri yapan, anahtarı olmayan evi yöneten en üst makamdaki kişi Aneta’nın kocası Bülent. Alice’in babası ve Kerem’in de gerçek dedesi. İşte olay bana göre böyle.

Çakal Necmi hastalanmış, son günlerde yaşadıkları, geçmişi ile yüzleşmesine neden olmuş. Ruhunun kaldırdığını bedeni kaldıramamış. Aziz ile Feride gelince onlara böyle söyledi. Geçmişte hapis yatmış, çakal lakabı da oradan geliyormuş. Hapishane ona çilehane olmuş dedi. Çilehane, geçmişte yaşayıp da büyük velilerin inzivaya çekilerek Allah ile başbaşa oldukları yerdir çilehane.

Salih baba, Aziz’e Necmi amcanın durumundan yola çıkarak yine büyük bir ders verdi. Yaptığımız şeyden emin olduktan sonra o büyük kudrete teslim olmak lazım dedi. Bizim algımızdaki sebep sonuç ilişkisi ile hak katındaki sebep sonuç ilişkisi aynı değildir. Aziz nasıl yani diye sordu? Salih baba da; evden bir türlü çıkamazsınız hep bir engel çıkar, sonra evden yarım saat gecikme ile çıkarsınız ama bakmışsınız o yarım saat sizin hayrınıza olmuş. Ya programınız iptal olmuştur, yada bir kazadan korunmuşsunuzdur olmuştur. Gelmiştir başınıza dedi. Ki benim başıma da gelir böyle olaylar.

Bazılarımızın yolu zor olur, çetrefilli olur, Allah kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez, olan her şey de bir hayır vardır elbet dedi. O yüzden başına ne gelirse gelsin ardında bir hayır aramak lazım gelir dedi.

Aziz vedalaşıyor herkesle ve Salih babaya bir süre burada olamayacağım dedi. Salih baba da her nereye gidiyorsan hayırla git, hayırla gel dedi. Eyvallah dediler ve oradan ayrıldılar.

Akşam yemeğini dışarda yiyeceklerini düşünen Aziz Altan’ın evine varınca büyük bir sürprizle karşılaştı. Bahçede her zaman oturdukları yere hazırlamışlar masayı yemeği orada yediler Aziz ve Feride. Ve yemekte konuşurken, Feride boğulma numarası yaptı. Aziz çok korktu.

Kerem de gecenin bir vakti Aneta teyzenin evini arıyor elinde adres ile yolda Abdullah amca ile karşılaştı. Abdullah amca iki bir olmayınca bir şey olmaz dedi. Kerem anlamadı. İkide bir bir şey söylüyon anlamıyom dedi. Ceylan ile karşılaştı ve onlarda kaldığını, bu evin ona ait olduğunu öğrendi. Acaba Kerem doğru iz üzerinde mi?

Salih baba dükkanı kapattı Kur’anı aldı eline Allah’ım hayırlı kapılar aç diyerek okumaya başladı.

Aziz herkesle vedalaştı ve teslim oldu. Teslim olmadan önce, dedesinin saatini, babasının kasasında olan kimlikleri Altan’a verdi. Aneta teyze Sultanlar da kaldığı için Gülten ve Tahsin bey onu karşılarında görünce şok oldular. Bakalım Aneta teyze onları tanıyacak mı gerçekler ortaya çıkıyor bir bir.

Aziz teslim olurken üzerindeki kemeri, saati, ayakkabı bağcığını özel eşyalarını teslim etti. Çilehanesine girdi. Dış ses; Siz Ha iseniz, biz de Ha yız. Biz Hu isek, sizde Hu sunuz. Hay dan Gelen Hu ya gider dedi.     

Yani, Yüce Mevla mızın ‘Hay’ ve ‘Hu’ sıfatları kastedilerek, ‘Her zaman diri olan Rab’den gelen yine o Rabbe dönecektir.’ manasına gelen bir sözdür… ‘İnna lillah ve inna ileyhi raciun’ (Allah’dan geldik ve yine Allah’a döneceğiz) ayetinin tasavvuftaki karşılığıdır. Hay dan Gelen Hu ya Gider.

Eyvallah diyerek bir analizi de burada noktalarken, fonda çalan Zahit Bizi Tan Eyleme yi de ekliyorum.

Zahit bizi tan eyleme hak ismin okur dilimiz, sakın efsane söyleme hazrete varır yolumuz. sayılmayız parmak ile, tükenmeyiz kırmak ile. Taşramızdan sormak ile, kimse bilmez ahvalimiz. Erenlerin çoktur yolu, cümlesine dedik beli. Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. muhy-i sana ola himmet, aşık ise cana minnet. cümle alemlere rahmet, saçar şu yoksul elimiz.

Vuslat Dizisi 15. Bölüm Analizi “Aslı” (5 Yorum)

  1. aslı hanım bu dizide anlamadığım bir çok yeri sizin sayenizde anladım çok güzel yazıyorsunuz lütfen devam edin. bu sitenin yöneticisi her kimse sizin gibi biri ile çalıştığı için çok şanslı.

  2. Hayırlı Sabahlar Dizibilgi tv Yorumcuları❤️Aslı Abla❤️Nasılsınız Her Zaman Mutlu Olun İyi Olun Ellerinize Sağlığ❤️Analiz❤️Şeyfesi Gözel Olmuş Yorulmayasınız Rabbim Anenize Şefa Versin Melekler Yuvanıza Işığ Salsın Mutluluk Her Zaman Yanı Başınızda Olsun❤️Vuslat❤️Dizisi Gizemli Sirlerle Baş Başa Umarım Feride Ve Azizin Hayatı Üzüçü Sonlukla Biteçek Feride Azizin Yeri Deyişmiş Olaçak Dizinin Gerçek Kehramanları Aziz Ve Feridedi Gizemli Sirler Onların Hayatına Bağlı Dizide Karmakarışığ Hayatlar Var Bütün Bunları Anlamağ Ücün Hekayenin Gizemli Sirleri Acılmalı Azizin Röyası Üzüçü Sonunda Aziz Öleçekmi Feride Tek Kalmasın Bu Dahada Kötü Olar Dizi Oyuncularına Uğurlar Arzu Ediriz