Vuslat Dizisi 11. Bölüm Analizi “Aslı”

Feride’nin telefonunda Aziz’in öldürdüğünü düşündükleri insanların nasıl bir kavga içerisinde olduğunu gösteren kaydı Feride ve Yalçın izlediler. Bu görüntülerde Aziz her ne kadar nefsi müdafaa yapıyor gibi görünse de Yılmaz’ı korkutan Aziz’in sakinliği. Bu sakinlik ona göre tecrübelerine göre bu işi sürekli yapan insanların yüz ifadesi, ruh hali. Sıradan bir olaymış gibi onlar için adam öldürmek ve Aziz de kayıtlarda o izlenimi veriyordu.

Yılmaz ve Feride madalyonun görünen kısmından olayları değerlendiriyor ve Aziz’in bu kadar rahat olmasını bu işi sürekli yapıyor olmasına bağlıyorlardı. Unuttukları bir şey vardı. Madalyonun bir görünen kısmı olduğu gibi birde görünmeyen kısmı vardı. Aziz görünmeyeni Altan ile yaşıyor ve o gece yaralanan insanları gizlice tedavi ettiriyor ölmesine izin vermiyordu. Aziz’in rahatlığı buradan geliyordu. Biliyordu ki katil değildi Aziz. Biliyordu ki o insanlar ölmemişti. Bunu bir tek Allah, Altan ve doktor, hemşire biliyor. Diğer insanlar aileleri çocuklarını ararken, polis de öldü gözü ile yaklaşıyordu olaylara.

Feride ise, Abdullah amcanın onu uyarmış olmasından dolayı Aziz’i hemen suçlamıyor, Yalçın’ın istediği delili telefonu ona vermiyordu. Ne demişti Abdullah amca? “Sakın ola zanna kapılıp hüküm verme”   

Zan; delilsiz, temelsiz bir tahminden ibarettir. Kimi zaman gerçeğe yakın bir ihtimal ise de çoğu zaman konunun aslı ile ilgisi olmayan bir önyargıdan başka bir şey değildir. Peygamber Efendimiz(s.a.v) Zandan sakının Çünkü zan yalanın ta kendisidir diyerek uyarmıştır.

Abdullah amca da Feride yi Sakın ola zanna kapılıp da hüküm verme diyerek uyarmıştı. İşte tamda bundan dolayı uyarmıştı. Uyarıyı dikkate alan Feride delil olan telefonunu Yalçın’a vermedi. Biraz zaman istedi.

Aziz evdeki hizmet eden Gülten hanıma konaktaki eşyalarını toplamasını söyledi. Annesi bunu görünce çok kızdı. Evden gitmesini istemiyor. Oysa Aziz kardeşi Sultan’ın da dediği gibi eve gelmiyor, eşyalarını da bu yüzden aldırıyordu ama ne mümkün Aziz’in gitmesini istemiyor annesi. Oğlunu aradı eve gelmesini istedi. Altan’a yerleşecekmiş Aziz. Altan dan üç öğün yemek istedi şakalaştılar. 

Eve geçti annesi ile konuşacaktı ama annesi Perihan hanım duygu sömürüsü yaparak sanki fenalaşmış gibi yaptı. Aziz de annesi ile tek kalıp konuşmak istedi. İlk başta annesinin onun evden gerçekten gitmesini istemediğini düşünüyordu ki, etraftakilerin ne diyeceğini bilmiyorsun sözü ile Perihan hanım, gerçek niyetini ortaya koymuş oldu. Aziz de buna çok kızdı. Benim burada olmam eşyalara bağlı değil dese de, annesinin elalem ne der düşüncesinin ön planda olduğunu öğrenmesi Aziz’in biran önce eşyalarını alıp gitmekte ne kadar haklı olduğunu gösteriyordu. Perihan hanım oğlu yanından gidince, buna izin veremem, insanların hakkımızda konuşmasına izin veremem benim dediğim olacak dedi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Yemin Dizisi 46. Bölüm 29 Nisan 2019 Analizi “Aslı”

Gerçekte insanlar ne için? Ve kim için yaşarlar? Perihan hanım mutlu bir ailede bir arada eşi ve çocukları için yaşamıyor bu belli oldu. Perihan hanım elalem ne der, cemiyet ne der diyerek onlar için yaşıyor. Peki bu elalem cemiyet nerden çıktı? Neden insanlar hep elalem için yaşar. Elalem ne der? Sorusu hep neden sorulur? Evli değilsen neden evli değilsin? Evli isen neden çocuğun yok? Çocuğun olsa, bir erkek, kız neden yok, yada tam tersi. Bu elalem ne imiş arkadaş. Elalem görürse, elalem duyarsa ne der? Hep bir korku, hep bir baskı ne için? Elalem için peki kim bu elalem? Rızkını mı veriyor? Seni cennete mi götürüyor? Ne yapıyor bu elalem?

Fırat eve döndü ama tek bir şartı vardı annesine, Aneta teyze bizimle kalacak dedi. Annesi de oğlunu kaybetmemek için kabul etti. Aneta teyze Süheyla nerede diye sordu sonra da Alice? Herkes şaşırdı. Aneta teyze geçmişin sırlarını açacak bakalım ne zaman ne şekilde?

Aziz annesi ile konuştuktan sonra babası ile konuştu. Bu kale gibi korunduğun evde dışardaki insanlardan korkma, vicdanından kork, Kerem den ve benden kork. Canımı yakarsan canını yakarım dedi. Kimsenin acısını görmüyorsunuz, sürekli ben deyip duruyorsunuz dedi. Aziz resti çekti annesine de babasına da. Canım dediği, kardeşim dediği, arkadaşı Altan’ın ölüme terk edilmiş olması ve bu emri babasının vermiş olması Aziz’i bu noktaya getirdi. Beni korumak için çektirdiğin o kurşun yine beni vurdu. Kardeş bildiğim Altan ölseydi ben Kerem’e benzemem, taş üstünde taş bırakmazdım baba dedi.

Kerem, Fırat sayesinde kasadan aldığı bir dosyayı Yılmaz’a götürüp verdi. Uzun uzun konuştu. Haritanın arkasındaki tahtayı da ortaya çıkaran Kerem, bu yanlış dedi ve doğrusunun hedefteki insanın Aziz değil, babası olduğunu, etrafında etten duvarlar bizler varız o etten duvarları aşman gerekli diyerek babasının ellerinde kelepçe hapse girmesini görmek istediğini söyledi. Sebep Aziz’in Kerem’e gerçek anne ve babasının şimdi ki babası tarafından öldürüldüğünü söylemiş olması. İntikam peşinde Kerem. Sonra da Aziz’in hapse girdiğini görmek ve bu sayede şirketin tamamı ile Kerem’e kendisine kalmasını istediğini söyledi.

 Fırat eve geldiğinde kardeşi Ceylan ile konuşmak istedi. Sonunda da konuştu. Feride de yanlarındaydı. O yokken olanları bir bir öğrendi Fırat. Küçük kardeşi için evde huzurun olması için sorunları hep birlikte çözecekler.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Hakan Muhafız Dizisi Levent (Engin Öztürk) Kimdir?

Salih baba dükkanda iken Çakal Fani ve arkadaşı geldi. Ellerinde bir sürü kutu ile içlerinden kırmızı renkli olanı Abdullah amca aldı. Kalanları Salih baba kaldırdı sonra da Satranc-ı Urefa oynamaya başladılar çark döndü 6 geldi. Keder’e gitti Salih baba. Bugünün konusu Keder.

Keder; bu dünyada olunduğu sürece kederin gelişini garipseme, dünyada ancak onun vasfına layık olan şeyler ortaya çıkar. Allah’ın dünyayı kederlerin madeni yapmasının sebebi, seni ondan vazgeçirmek içindir der Üstad.

Ama biz insanız, biz kuluz, her daim kederdeyiz, her daim zayıfız. İdrakin kabuğunun kırılmasıdır keder. Acımızı sevmektir. Bizi götüreceği o güzel yeri bildiğimizden, onu sarıp sarmalamak ve acıdan yeni bir sen çıkarmaktır. Yüreğinde, kendi varlık aleminde en derine inen, en büyük sevinç kaynağının kaybıdır ve seni sürüklediği yerdir. Gerçekte ruhumuz, sevinç ve keder arasında asılı duran bir askıdadır. Kederimizin kaynağı, sevincimizin elimizden alınması değil midir? Acılarımızın çoğu kendi seçimlerimizdir. İçimizdeki hekimin, hasta nefsimiz için kullandığı ilaçtır. Acı ve sert olsa da görünmeyenin müşfik elleridir. Bize içirdiği ilaç dudaklarımızı, boğazımızı yaksa da, bizi bütün varlığımızla ona yöneltir. Çünkü; bizden, insandan istenen nihayetinde ruhlar aleminde yolcu olmaktır.

Ne diyordu Yunus; cana cefa kıl ya vefa, kahrında hoş, lütfunda hoş. Ya dert gönder ya deva. Kahrında hoş lütfunda hoş. 

Cana cefa kıl ya vefa
Kahrın da hoş, lütfun da hoş,
Ya dert gönder ya deva,
Kahrında hoş, lütfun da hoş.

Hoştur bana senden gelen:
Ya hilat-ü yahut kefen,
Ya taze gül, yahut diken..
Kahrında hoş lütfun da hoş.

Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden vefa,
İkisi de cana sefa:
Kahrın da hoş, lütfun da hoş.

Ger bağ-u ger bostan ola.
Ger bendü ger zindan ola,
Ger vasl-ü ger hicran ola,
Kahrın da hoş, lütfun da hoş.

Ey padişah-ı Lemyezel! 
Zat-ı ebed, hayy-ı ezel! 
Ey lütfu bol, kahrı güzel! 
Kahrında hoş, lütfun da hoş.

Ağlatırsın zari zari,
Verirsen cennet-ü huri,
Layık görür isen nari,
Kahrında hoş, lütfun da hoş.

Gerek ağlat, gerek güldür,
Gerek yaşat gerek öldür,
Aşık Yunus sana kuldur,
Kahrında hoş, lütfun da hoş.

Yunus Emre

Galubela da söz verdik sana, sende bir imtihandan geçirmek için gönderdin bizleri bu dünyaya, yeri geldi güldürdün, yeri geldi ağlattın. Kahrında hoş lütfunda hoş. Ben bir kulum senden gelen ve yine sana dönecek olan, gözüm yaşlı, gönlümde olanlar sana malum. Acımı da bilen, gören, duyansın, kahrında hoş, lütfunda hoş. İçimden geçenleri yazmasam da sen içimdekileri bilensin. Hoştur bana senden gelen biran olsun nefsime bırakma beni. Kederimizi sevince çevir, gözyaşlarımızı sil, ağlatma güldür bizleri.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Sen Anlat Karadeniz Rüçhan Çalışkur Kimdir?

Aziz yeni bir güne yeni başlangıçlarla başladı. Otelden ayrıldı oradaki eşyaları Altan’ın evine gidecek, konaktaki eşyaları da Altan ile yaşayacak Aziz. Otelin parasını da kendi hesabına istedi. Aneta teyzeye bakmak zor geldi Hasibe ye. Kocası da seni tek bir şartla affederim o da Aneta burada yaşayacak dedi.

Aziz ile Nehir’in nişanını yapmak istiyor annesi. Şirket haklarını devreden Kerem’in dosyasını Nehir’e verdi işleme koysun diye. Aziz kendisinden habersiz iş çevirilmesine yine kızacak. Tahsin beyi yukardan yine sıkıştırıyorlar. Saat den sonra şimdi de kutuları, dosyayı istiyorlar. Salih babanın eline geçen o kutular. İçlerinden birini almıştı Abdullah ne var içinde acaba?

Feride ye Aziz’in Nehir ile nişanlanacağını söyledi. Feride ağladı. Abdullah amca kırmızı kutuyu Altan’a götürüp verdi. Altan yemek verdi ama Abdullah amca ekmek dışında yemek yemedi. Artık aranılan kutulardan biri Altan da.

Aziz’i zor durumda bırakmak isteyen annesi ve Nehir ortak iş yaparak şirkette büyük kriz çıkardılar. Feride nin çizim dosyası değiştirilmiş ve şirket büyük zarara uğradı. İnşaati devam eden bir bina yıkıldı. Aziz de bu haberlerden sonra yıkıldı. Sadece yıkılan Aziz değildi. Salih babanın dükkanında duvarda asılı olan saat yere düşerek paramparça oldu. O parçaların içinden bir kağıt çıktı. Eski saat ve eski bir yazı okunabilsin diye toz ekti üstüne Salih baba ve sonrada kutuya koydu. Ne yazdığını söylemedi ama “ insan kendine sığamadığı zamanlarda bir söze, bir şiire, bir kelimeye sığar. Kimbilir kimin hikayesi dedi. Kağıdı küçük kutunun içine koydu. Ne yazıyordu o kağıtta? Bilmem diyerek cevap verdi Salih baba.

Abdullah amca ya da ortalık fazla hareketlenmeye başladı hayır olsun inşallah dedi. Abdullah amca da gülümsedi. Aziz’in geleceğini biliyorlar.

Aziz şirkette yere düşen saat gibi darmadağın, nefes almakta zorlanıyor. İnsanların bazen herkeslerden uzaklara giderek sığındığı bir limanı vardır. Aziz’in limanı da Salih babanın yanı onun yanına giderek konuşmadan onun yol göstermesi ile telefonundan ayrı üst kata çıkarak orada koltuğa uzanıyor ve Salih baba da üzerini örtüyor. Aziz rüya görüyor inşaat yıkılmış enkazın altında kalmış Aziz. Yeter diyerek uyanıyor. Abdullah bir bardak su veriyor, Aziz suyu içip aşağıya iniyor ve telefonunu alarak konuşmadan çıkıyor.

Yolda Feride yi arıyor elindeki ile yapman gerekeni yap diyor. Feride karakola giderek Yılmaz’a telefonu veriyor. Nehir sesli mesaj bırakmış Azize, bütün bunlar senin için diye. Aziz anlıyor hepsi ailesi tarafından başına gelen kötü olaylardı. Anlamalıydım diye kendine kızan Aziz hodri meydan diyerek savaşa karşılık vereceğini söyledi. İnsanın düşmanı ailesinin içinde olduktan sonra, düşmanı dışarda aramasına gerek yok ne yazık ki.

Aziz ailelerin katıldığı akşam yemeğine gitti. Hiçbir şey olmamış gibi davranarak masaya oturdu. İçinden bir sabah uyandığımda her yerin değiştiğini görüyorum, dağlarım düzlük, düzlüklerim dağ olmuş, huzur için öfkemden güç alarak yeni bir savaşa giriyorum dedi.

Vuslat Dizisi 11. Bölüm Analizi “Aslı” (31 Yorum)

  1. Estegfúrulla Ablacim ne özûrû.Allah yardimciniz olsun,Allah kabul etsin. Vuslatin yayin saati degi$medi.Futbol vardi,ö yûzden olmadi.1 nissan da yayinlanacak,her zamanki vakitde.

  2. Özür diliyorum.Yorumları sonra okudum.K.Azeri biliyorsun bayram git-geli vardır, iki ev arasında koşturmak vardır.bir de 20 gündür oruc tutuyorum.gücüm yetmiyor galiba.Allah yardımcımız olsun.hoşca kalın.

  3. Günaydın çok güzel yazmışsınız teşekkürler vaktiniz olurda hecai dizisinide yazarsanız çok seviniriz

    • Günaydın teşekkür ederim. Hercai dizisinin de analizlerini yazmaya başladım. Yazdıklarımı beğendiğiniz için teşekkür ederim.
      Hercai dizisinin analizini de okuyabilirsiniz.

  4. Hepinize iyi geceler. Tatlı rüyalar. Allaha emanet olun. Şimdilik gidiyorum. Sabah ola hayır ola inşallah. ☺

  5. Kahrın da hoş lutfunda hoş

    ister cefa ister vefa,
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.
    Bir dert gönder yahut deva
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Hoştur bana senden gelen,
    ister hırka, ister kefen,
    Ya taze gül yahut diken,
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Sensin ebed, sensin ezel,
    Hem lütfu, hem kahrı güzel,
    ister isen, bağrımı del
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.
    Ya bağ veya bostan ola,
    Ya visal( sevgiliye kavuşma) ya hicran ( ayrılık ) ola,
    ister isen zindan ola,
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Gelse celalinden cefa,
    Yahut cemalinden vefa,
    ikisi de cana sefa,
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    Anlaşılmaz nasıl iştir,
    Ya gülistan ya ateştir,
    Eşrefoğlu bir derviştir,
    Kahrın da hoş lütfun da hoş.

    • Hoş gördük canım ablam. Çok şükür iyiyiz. Çocuklarda çok çok iyi. Şükürler olsun. Allahıma. Şimdi uyudular. İyi geceler. ❤

  6. Merhaba akkadaşlar iyisinizdir inşallah.Aslıcım kalemine kuvvet.bana göre zor bir bölüm.ama analiz iyi, hem de çok iyi,teşekkürler.Yunus Emrenin şiiri çok güzel.Bir kaç kelimeyi anlamadım,öylece tahmin ettim.sözler mücevher degerinde. Aslıcım bence biz yaşam tarzımızla Allahı razı etmeliyik aslında, elalemi degil.İyi insanlar iyiye laf söylemezler,kötülerse kendileri bilir.
    Acılarımızın çoku kendi seçimimizdir.eger farkına varırsak ayagımıza takılan taşları cok zaman yolumuza kendimiz döşeyiriz.
    Ey lütfu bol,kahri güzel
    Kahrın da hoş,lütfun da hoş. Bizi nefsimize bırakma ya Rabbim.Allaha emanet olun

    • Merhaba ablacım, hoş geldin nasılsın? polad amcam nasıl? teşekkür ederim. dizi güzel bazen beni de zorladığı zamanlar oluyor. Yunus Emre’nin şiiri bu orjinal hali ben birazdan sadeleştirilmiş halini yazayım senin için. o zaman daha net anlarsın. Çok doğru dedin ablacım, Allah’ın rızasını kazanmak her şeyden önce gelmeli.

  7. İyi akşamlar. Azeri ablam, Aslıcım. Bir sözle muhteşem. Şeirlerin için ayrı alkışlıyorum seni. Aslım bende Yalçınla Yılmazı yanlış söylüyorum. İsmi aklımda düz kalmlyor. ☺ Aziz çıkıcak krizden kendi gücüne. Altan bakalıç açıcaqmı kutunu. Orda Azize yarıyıcaq belgiler var. Aziz için bir umut. Artık kendini göstersin onlara. Aziz geliyor. Salih baba ve Abdullah efendi sayesinde güclüdür artık. Feride ona bu yolda işık saçıyor. Çok beğenerek izliyorum. Beğenerekde analizlerini okuyurum. Çok sağ ol canım arkadaşım. İyi kalbli arkadaşım❤❤❤

    • İyi akşamlar günaycım hoş geldin. Teşekkür ederim. Yalnız değilmişim isim konusunda sevindim 🙂
      sağolasın diziyi bende severek izliyorum.

      • İyi akşamlar Aslıcım hoş bulduk. Evet canım yalnız değilsin. Bende çok oluyur öyle.☺❤

  8. Aslicim sana te$ekkûrlerim sonsuzdur ya,mûkemmel her zamanki gibi.Içerideki dü$mandan korunmak çok zor,allah korusun her kesi. Aslicim bu Yalçinin adini Yilmaz koysakmi,ne dersin? El aleme göre ya$ayanlar malesef çok canim haklisin. Perihan hanim artik heddi a$di,bu kadar da olmaz. Yunus Emre için de ayrica te$ekkûr canim.

    • Merhaba Mutlu pazarlar canım, teşekkür ederim. Amin canım benim amin.
      🙂 İsmi yanlış mı yazmışım? hiç farkında değilim. Yılmaz olsa daha iyiydi. Yalçın zor geliyor nedense. Rada kulakların çınlasın. Sana da çok teşekkür ederim. Düzeltmeyeyim öyle kalsın. uykulu yazınca anca böyle oluyor. Ama bakıyorum da yılmaz ile Yalçın sadece ilk harfleri aynı, 6 harf hiç benzerlikleri de yok.
      Perihn hanım yaptıkları akıl almaz şeyler.

      • Merhaba Aslicim.Sana da mutlu pazarlar.Evet ya,Radani kizlari ben de özledim. Kalsin canim kalsin,elbette dûzeltmeyelim,bizim için Yilmaz olsun.:-)

        • Merhaba canım benim, onlarda gelirler inşallah. Arada böyle yanlışlarım olursa söyle lütfen.

            • Aynen öyle canım. Bakalım yazabilirsem yeni bir dizi olan hercai dizisini de yazmayı düşünüyorum. bu haftalık dizilerin saatleri uzun olmasa, bir bölüm iki bölüm değerinde. neyse.. şimdilik bana müsaade şimdiden iyi geceler canım.