Sen Anlat Karadeniz 2. Sezon 26. Bölüm 17 Ekim Özet Analizi (Aslı)

Sen Anlat Karadeniz 26. Bölüm 17 Ekim 2018 Çarşamba Atv

NEFES’İN EN ZORLU SINAVI!

Gecenin bir yarısı, Vedat Tahir’i vuracağım derken Nefes’i vurdu. Tahir Nefes’i hastaneye yetiştirmeye çalışırken yolda Vedat da onları takibe başladı. Karım nasıl diye sorunca Tahir anladı vuran Vedat dı. Yolda araba ile it dalaşına başladılar.

Tahir Nefes’in Tahir dediğini duyduğu an hayallerinden bahsetti bu sayede Nefes’in hayata tutunmasını istiyordu. Beraber yaşlanacaklarından, Yiğit’in üniversiteye gideceğinden, bir kızı seveceğinden, gelin diye ailesi ile tanıştıracağından böyle güzel hayallerden bahsetti Tahir. Hayaller de canlıdır, hayallerimizi nefessiz bırakma nefes diyor, bir yandan da araç kullanıyordu Tahir.

Yiğit ise, Esma ablası ve Ali abisi ile birlikte resim yapıyor. Bir yandan da ağlıyor. Ali sordu neden ağladığını ay ışığında uluyan kurtların hiç ağladığını görmedim ben deyince, Yiğit de içimden ağlamak geliyor bilmiyorum dedi. İnsanın içine doğar hissi kablen vuku. Yiğit annesinin vurulduğunu yaşam mücadelesi verdiğini hissetmiş onun için ağlıyor. Ama bilmediği için adını koyamıyor Yiğit.

Mustafa Mithat komiserin yanına giderek olanları anlattı. komiser bir şey anlamadı ama tek bildiği Vedat’ı birinin koruyup kolladığı ve Vedat dan daha tehlikeli olduğuydu. Tahir abisi Mustafa yı aradı Nefes’in vurulduğunu hastanede olduğunu söyledi. Mustafa ve Mithat hemen hastaneye gittiler. Evdekilerde merak içerisindeler erkekler aramaya çıktılar. Vedat ise, arabası ile kaza yapmış, telefonu çekmiyor. Koşarak gecenin karanlığında oradan çıkmak isterken bir kapana ayağını kaptırdı. Çok canı yandı. Mustafa ya eşine yaptıklarını hatırladı.

Yaralı bacağı ile nasıl taşıyacaktı arabası olmayan telefonu olmayan Mustafa? Ölmek üzere olan eşi Asiye yi? Mustafa’nın yaşadıklarını şimdi kendisi yaşıyordu. Mustafa ya o cezayı Vedat vermişti. Vedat’a bu cezayı mazlumun ahını duyan Allah verdi. Yaralı bacak, olmayan araba, çekmeyen telefon, ölmek üzere olan bir eş. Nasıl bir duyguymuş Vedat? Hep sen can yakacak değilsin ya. Biraz da senin canın yansın bakalım.

Canı yanan biri daha bir ah ediyor Vedat’a yaşattıklarını yaşamadan ölmeyesin diyor ağlayarak. Annesi ile telefonda konuşup, mutlu gibi görünmeye çalışan Nazar, Vedat’ın cezasının bu dünyada verilmesini, ahirete bir şey kalmasını istemiyor. Nazar, biraz da öteki tarafa kalsın be gülüm. Bu dünya ölümlü dünya ölünce kurtulur Vedat ama hak yiyen ah alan mazlumu ezen biraz da ahirette can çekişsin. Orada son yok, ölmek yok, sonsuz hayat var, cennet olduğu gibi cehennemde var. Boşuna yaratılmadı o cehennem odununu alan gidecek Vedat da elbet oradan yolu geçecek, yok öyle üç kuruşa beş köfte, bu dünyada hesap görüp ahirette sonsuz cennette sefa sürmek. Can yakanların elbet canı yanacak ama bu dünyada ama öteki dünyada öyle kolay kurtulmak yok mazlumun ahından.

Nefes ameliyathanede, Tahir ameliyathanenin kapısı önünde. Nefes zorlu bir ameliyat da ölüm kalım savaşı verirken öldüğünde Yiğit’in Vedat tarafından alındığını oğlunun gidişine dur diyemediğini gördü. Oğlu için hayatta kalmalıydı Nefes. Vedat’ın elinde büyümemesi için var gücü ile yaşama tutundu Nefes.

Mustafa da kardeşi Tahir’e destek oldu. Kendini suçlama benim yüzümden oldu deme diyerek onu teselli etti. Vedat’a yardım eden biri varmış Mithat öyle söyledi ona kim yardım eder ki? sen onu gömünce o da ordaymış çıkarmış yoksa çoktan ölürdü Vedat dedi.

Fikret efendi de kendince mangal yakmış, avukat kız ile konuşarak olanlar hakkında bilgi alıyor. Vedat’ın arkasına adam takmış, tüfeği almış ama takip edememiş kaybetmiş izini. Fikret de bıktım bu oğlanın arkasından koşmaktan telefonunu kapat bir süre sana ulaşamasın her ağladığında emzik vermeyelim ki duracağı yeri bilsin dedi. Fikret Vedat’a göre görmüş geçirmiş öfkesini kontrol altında tutan ama yeri gelince Vedat dan bile daha gözü kara olan, olacakları önceden gören öngörülü birisi.

Mithat komiser, adamları ile Vedat’ı arıyordu buldu. Vedat’ı görünce hikmetinden sual olunmayan Allah’ım diyerek Vedat’ın kapana yakalanmış halinden onu kurtardı. Hastaneye götürdüler. Doktorların işi de zor. Bir insanın canına kasteden adamı iyileştirecekler. Ayağını sardıktan sonra emniyete götürdüler Vedat’ı. Mithat komiser emin Vedat’ın yanlışlıkla da olsa Nefes’i vurduğundan ama Vedat ilk kez duymuş gibi davrandı iyi artistlik yaptı ama Mithat yemedi.

Tahir çok bunalmıştı her zamanki gittiği yere gidip denizle dertleşti. Hayaller kurdu. Bir denizin aniden dalgalanması gibi yüreği dalgalıydı Tahir’in. Nefes ile deniz kenarında maviliklerin güneşin altında bir yürüyüş yaptıkları anın hayalini kurdu Tahir. Evdeyken Nefes’in hamile olduğunu söylemesi, bunun mutluluğu, bir kız çocuklarının dünyaya gelişi, büyümesi, ma aile mutlu mesut yaşadıklarını, çocukları ile özgürce dolaştıkları mutlulukların kuma Nefes ve Tahir olarak kazındığının hayalini kurdu Tahir. Nefes ölmeyecekti yaşayacaktı, bu kurduğu hayalde bir gün mutlaka gerçekleşecekti.

Bir gecede kaç hayat birbirine bağlı. Nefes ameliyatta, Vedat hapiste, Tahir denizle dertleşmekte, Saniye anne kurulu yemek masasında ailesini beklemekte, çocuklar odalarında dünyadan bi haber oyun oynamakta, gökyüzü ise olanlara ağlamakta gök gürlemekte, şimşek çakmakta. Haksızlığa gökyüzü de karşı gelmekte o da ağlamakta. Nefes’i Tahir’i Kaleli ailesini sevenler hepsi abisi, kardeşi, Osman babası, Esması, Alisi, hepsi hastanede güzel bir haber beklemekte. Nazar parmağında Murat’ın verdiği taşı yüzük yatırmış parmağına takmış onu düşünmekte o hayatta kalsın diye yaşadıklarını kimseye anlatamamakta. Bir girdabın içinde Vedat’ın elinde, evinde mutsuz.

Gök gürlemesinden korkan çocuklar, babaanneleri Saniye anneden masal anlatmasını istediler. Saniye annede kendince bir masal anlattı. Masal buya bir prensesi yaşadığı sarayın bahçesinden bir Ayı kaçırmış. Masal buya prenses ile ayı evlenmişler. Gel zaman git zaman bu prenses ile ayının üç çocuğu olmuş. Yiğit ama insan ile ayının çocukları olmaz ki dedi. akıllı çocuk yiğit akla mantığa uygun olmayan masalda olsa kabul etmiyor.

Prenses çocuklardan birinin adını toparlak, birini yuvarlak, birini de fırıldak koymuş. Ay nenem oy sen çok yaşa emi Saniye anne hep ağlatacak değil ya bu dizi biraz da güldürsün senin bu masal anlatmanı çok sevdim Saniye anne. Böyle masal mı olur? 😀 peri padişahının babası kızını fellik fellik arıyormuş. Mağaranın önünde bulmuş yanında 3 ayı içerden de kocası çıkmış babası aman etme demeye kalmamış hepsini vurmuş. Ayıydı, uyuydi kocamidi, çalıydi, çırpiydi yuvamidi, uy fırıldayım gitti, yuvarlayım gitti, toparlayım gitti ben niye duruyorumki diyerek atmış kendini uçurumdan aşağıya olmuş paramparça masalda burada bitmiş. Masal anlat dediniz anlattım uyuyun şimdi deyip gitti Saniye anne. Çocuklarda şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar.

Nefes’in ameliyat olurken kana ihtiyacı olur. O esnada da Nazar Murat’ı görmeye hastaneye gelir. Kana ihtiyaçları olduğunu öğrenince, hemen Murat ile evlerine giderler Mercan’ın kan gurubu Nefes ile aynıdır arkasını giydirip hastaneye götürürler. Evde de annesini merak eden Yiğit’e Asiye teyzesi, Mustafa amcanın dişi ağrıyordu, doktordan çok korktuğu için annen ile Tahir abin götürdü der.

Mithat komiser Vedat’ın yanına gitti. Her şeyden haberi olduğunu, denizin dibinden de, yerin altından da kurtuldun şunu merak ediyorum, sen hepimizin sınavı mısın? Yoksa biz mi senin sınavınız? Onu Allah bilir dedi. Bu hayat bir imtihan dünyası herkesin bir sınavı var. Sınava tabi tutulmayan insan yok bu yeryüzünde herkes birbirinin imtihanı.  Mithat komiser, yaşadığını yaşatmadan, kınadığını yaşamadan gitmek yok, cehennem de ateş yok, ateşi gittiğin yere kendin götüreceksin dedi. Doğru da söyledi Mithat.

******************

Abbasilerin ünlü halifesi Harun Reşid zamanında yaşamış olan bir olay…

Harun Reşid sordu:

– Bu ne hal Behlül, nerden geliyorsun ?
– Cehennemden geliyorum ey hükümdar.
– Ne işin vardı cehennemde ?
– Evde tandıra ateş lazım oldu da, ateş almaya gittim.
– Peki getirdin mi bari ?
– Hayır efendim. Getiremedim. Cehennemin bekçileriyle görüştüm, onlar “burada ateş olmaz, buraya ateşi herkes dünyadan kendisi getirir” dediler.

*******************

Nazar, Mercan’ı Murat ile hastaneye getirdi. Nefes için kan vermesini sağladı. Tahir de mutlu oldu. Murat Nazar’ın parmağındaki yüzüğü fark eder. Söyler ama Nazar inkar eder. Anam kriz geçirir derman oluyorsun, Nefes yengeme derman olaysın bana ne zaman derman olacaksın diyerek sevdasını dile getirir. Neden beni arıyorsun? Neden verdiğim taşı yüzük yapıyorsun? Demek ki bende bir umudun kaldı dediğinde Nazar ben evliğim beni hiçbir zaman anlamadın diyerek ablasının yanına gider. Her ikisi de birbirini seviyor. Murat söylerken Nazar Murat’ın yaşaması için bir şey söyleyemiyor. Tahir kan veren Mercan’a kendi elleri ile meyve suyu içirdi ve helallik istedi. Sonrada eve gittiler Cemil babalarına yakalanmadan kan verip geldiler. Evde olsaydı Cemil asla izin vermezdi Mercan’ın kan vermesini.

Vedat, Fikret abisini aradı bulunduğun yerden çıkarmasını istedi. Fikret ise bu isteği geri çevirdi. Bir süre orada kal dedi. Vedat içeri alınırken Komiser Mithat da telefonun şifresini tahmin etti ve Fikret’i aradı. Fikret öngörülü biri olduğundan hep bir adım önde gidiyordu. Telefonu yanında çalışanlardan birinin üstüne yapmış, ortalıktan bir süre kaybol seni bu numaradan bulabilirler dedi. Mithat da zaten öyle yapmış telefon kime ait araştırılmasını istemişti.

Nazar, çok pişman ablası ile odalarında dertleşiyor. Mercan konuşamasa da konuşulanları duyuyor ve anlıyor. Kardeşinin elindekileri kaybettikten sonra kıymet bilme konusunda söylediklerini pür dikkat dinliyor Mercan. Nazar soruyor; neden elimizdekilerin kıymetini kaybedince anlarız? İnsan neden elindekilerin nankörü? Ulaşamadığının aşığı oluyor ki? pişmanlık ağır bir yük, taşıması ne kadar zor. Ne çok keşkelerimiz var.

Ah Nazar ah, yaşadıklarını yaşama diye seni çok kez uyardılar ama sen dinlemedin, inanmadın, illa kendin yaşamak, görmek istedin, buna da kimse engel olamadı.. şimdi pişmansın geriye dönmek, yaşadıklarını yaşamak istemiyorsun bunun içinde keşke diyorsun. Ama şunu unutma ki, keşke Şeytanın en çok sevdiği kelimedir. O sebeple de ben sevmem keşke kelimesini kullanmayı. Sen veya bir başkası bu kelimeyi kullandıkça şeytan mutlu oluyor. Ona mutlu olma şansı vermemek gerek.

Sormuşsun ya elindekilere sahipken kıymet bilmezsin, kaybedince değeri artar. Hani derler ya eşşek gözlü ölür badem gözlü olur işte tamda ondan. Elinde varken kıymetli olmaz, sahipsindir, o senindir. Eminsindir. Ulaşamadığının aşığı olur insan sahip değildir. Sahip olsa o aşk kaybolur. Değeri olmaz. Sahip oluncaya kadardır değeri.

Nefes kriz geçirdi doktorlar müdahale etti. Tahir de bu esnada abdest alıp namaz kılmış tesbih çekiyordu ki elindeki tesbih birden dağıldı. Tahir’e böyle malüm olurken, yiğit uykusundan anne diye uyandı evden çıktı ormana annesini aramaya gitti kayboldu. Nefes iyileşti ama Yiğit kayıp. Aile de sonradan fark etti yokluğunu. Her yerde Yiğit’i aramaya başladılar. Vedat ise, avukat sayesinde çıktı. Mithat ile dalga geçti. Malatya kayısısı gönder bana dedi. Mithat’ı sürgün eden Vedat dı.

Nefes’in durumu iyi sabaha taburcu olabilirmiş. Vedat da hastaneye geldi gördü Tahir Nefes’in yanındaydı çıldırdı onları birlikte görünce adamları götürdü Vedat’ı. Fikret’in olduğu mezarlığa götürdüler. Vedat’ın o mezarda yatandan haberi yokmuş anlattı Fikret sonrada evine git dinlen dedi. Vedat’ın evinde olan adamlarını da geri çekti Fikret.

Nefes kendine geldi. Mercan da Nazar sayesinde hastaneye geldi ve Nefes’i ziyaret etti. Nazar yağmurda ıslandığı için üşütmüş hasta ama şimdilik önemsemiyor. Annesi ise kızının daha fazla hastalanmaması için uyurken sırtına kupa koyacaktı. Tam sırtını açtı yaraları gördü. Vedat’ın yaptığını anladı kocasını aramak istedi ama Nazar izin vermedi sabredip bekleyeceğiz dedi. Yiğit kayıptı bulunamadı çok üşümeye başladı ay ışığında uluyan kurt Yiğit. Mavi tüylü ceylan nefes ise kendine geldi. Oğlunu merak etti uyuduğunda hep oğlunu sayıkladı.

Sen Anlat Karadeniz 2. Sezon 26. Bölüm 17 Ekim Özet Analizi (Aslı) (8 Yorum)

  1. Hayirli ak$amlar.Aslim. Nasilsin?Te$ekkûr ediyorum canim.Ellerine saglik deyerli dost.Evet Aslicim,hatta cehennemde bele ate$ yok,her kes ate$i kendi ile getirir.Insanin kendi kendine yaptigini heç kes yapa bilmez.

    • Günaydın canım arkadaşım, çok şükür ses kısıklığı dışında iyiyim. Sen nasılsın? Dost demişsin ne kadar mutlu oldum sağ olasın dost olabildiysem ne mutlu bana 🙂
      Çok haklısın cehennemde ateş yok. Herkes kendi yakıtını götürecek oraya. İnşallah bizler ateş yerine gül bahçesinin güzel güllerini görebileceğimiz güzellikler götürürüz ahirete.

  2. İyi akşamlar hepinize. Nasılsınız? Aslıcım. Ellerine ❤ yüreyine ❤ gözlerine ❤ sağlığ. Canım arkadaşım. Analiz bir sözle muheteşem. Çok güzel ,çok ,çok güzel. İyiki varsınız. Xanımcım nerdeydin? Güzel kalbe ❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤❤sahib olan arkadaşım. Nasılsın? İşin nasıl gidiyor? İşinde sana başarılar.

    • Günaydın Günaycım, teşekkürler çok şükür bugünümüze daha iyi olacağız inşallah. Güzel dualarına amin diyorum canım sağolasın. Sende iyi ki varsın. Sen nasılsın?

  3. hayirli aksamlar aslim canim arkadasim benim analiz cok guzel muhtesem olmus bayildim eline yureyine saglik ellerin dert gormesin birtanem cok duyqulandim bu bolumu izlememistim senin sayende izlemis kadar oldum ALLAH razi olsun senden

    • Günaydın canım, teşekkür ederim. ne güzel senin adına sevindim. Dizide kaçırdığın bölümleri uradan okuyorsun. Sen nasılsın? halı dokuma nasıl gidiyor?