Adını Sen Koy 264. Bölüm Analizi (“ASLI”) Star Tv 18 Ocak 2018 Perşembe

Adını Sen Koy 264. Bölüm 18 Ocak 2018 Perşembe

Ömer ve Zehra’nın barışması için konuşmaları, konuşmak içinde başbaşa kalmaları gerekmekteydi. Nihat bir dağ evi gezisi organize etti. Niyeti Ömer ile Zehra yı oraya götürmek ve orada başbaşa kalmalarını sağlamak, bu sayede konuşarak sorunlarını halletmelerini ve Zehra’nın aklındaki boşanma fikrinden vazgeçmesini sağlamaktı ki, Ayşe bunu öğrenmesin. Öğrenirse çok üzülür ve yeniden hasta olabilir kaygısı, endişesi Nihat’a bir oyun oynama gereksinimi sunmuştu.

Dağ evine Ayşe ile Nihat da gidecekti ama işte Nihat sadece Ömer ve Zehra yı dağ evine başbaşa kalsınlar diye gönderince kendisi numaradan hastalanmış midesini üşütmüş numarası yaptı. Önce telefonu evde unuttum diyerek çıktıkları yoldan dönen ve eve girince oyununa başlayan Nihat hasta numarası yaptı. Ayşe ve Nihat bu hastalık nedeni ile dağ evine gidemediler. Ömer ve Zehra da dağ evinde başbaşa kaldılar.

Ömer biliyordu gelmeyeceklerini ama Zehra bilmiyordu oynanan oyunu o yüzden de bekliyordu Ayşeleri. Ömer odun getirmeye dışarı çıkınca, Nihat dan mesaj geldi Ömer’e, Zehra da gördü Nihat dan gelmişti mesaj. Neden gelemediklerini öğrenmek isteyen Zehra mesajı okudu ve kendisine oynanan oyunu bu sayede öğrendi.

Ömer gelince de mesajı ona okudu Zehra. Ömer de sustu kaldı konuşamadı. Zehra ayna tutmaya başladı Ömer’e, demek beni buraya ikna etmek için getirdin? rol, oyun bunların hepsi benim için söylediğin kelimeler.

Evet, bir zamanlar Ömer Zehra ya rol yapıyorsun, çok güzel oynuyorsun demişti. Şimdi kendisinin de aynı şeyleri yaptığını ayna tutma yöntemi ile Ömer’e göstermiş oldu Zehra. 

Daha yeni başlamıştı bu ayna tutma yöntemi, Ömer’e kendisini, yaptıklarını göstermenin başka bir yolu yoktu çünkü.

 Ömer Zehra ile konuşmak onu ikna etmek isterken, Zehra Ömer’e kendisini ne kadar üzdüğünü, kırdığını, incittiğini gösteriyordu. Ömer’i silkeliyor kendine gelmesini sağlıyordu Zehra. Belki bunu bilerek, belki de farkında olmadan yapıyordu Zehra ama psikolojide bu yöntem vardır ve çok işe yarar.

Ömer, fikir Nihat’ın fikriydi karşı çıkmadım, evliliğimizi kurtarmak için son bir fırsat olarak düşündüm. Konakta sürekli benden kaçıyor, dinlemiyorsun, başka çarem kalmadı böyle yaptım dedi.

Zehra da, beni buraya getirmekle sorunları çözemezsin, sorunlar aklımın içinde diyerek kafasını gösterdi. Ömer de elini kalbine vura vura benimde duygularım burada dedi. Biri akıl diyor, mantık diyor. Diğeri sevgi, aşk gönül diyor. Akla karşı gönül savaş veriyor.

Cemal Süreyya’nın dediği gibi: 

Sen; aklım ve kalbim arasında kalan, en güzel çaresizliğimsin.”

Bende aslı olarak diyorum ki,

Sevmek, aşık olmak bir çaresizlik miydi? Asla.

Sevmek, sevilmek bir insan için en büyük hazineydi.

Elindeki hazinenin kıymetini bilirse insan çok zengin olur

Olurda kıymetini  bilmez ise, dünyanın en fakir insanı olur.

Aslı

Ömer, evet ben bir yalana ortak oldum, kötü bir şey yaptım ama bütün bunları seni sevdiğim için yaptım diyerek neden Nihat’ın oyununa ortak olduğunu açıkladı Ömer.

Zehra da, güven çok önemli, şayet birine güvenmemişsen onu hiç sevmemişsin demektir, sen beni hiç sevmemişsin Ömer diye karşılık verdi bu sözü söyleyerek Ömer’in kendisine güvenmediği için, kendisinin ne kadar çok üzüldüğünü dile getirmiş oldu Zehra.

Ömer de Zehrayı kolundan tuttuğu gibi kendine çekti sarıldı ve bu doğru değil, ben seni deliler gibi sevdim bunu sende biliyorsun dedi. Gitmesine engel oldu. Zehra bağırmak istedi Ömer de bağır burada kimse sesini duymaz. Burada sesini duyacak tek bir kişi var o da Fazıl abi dedi.

Dışarda da Ömer’in oraya geldiğini duyan komşuları onları ziyarete geliyorlardı. Ömer’in onlar için yaptıklarına teşekkür etmek için ufak hediyelerle gelmişlerdi. Ömer ve Zehra da evden çıktılar ve kapıda karşılaştılar.

O komşular sayesinde Zehra bir süreliğine de olsa gidemedi. Gitmekte kararlı olan Zehra kapıya kadar gelen misafirleri içeri buyur etti.  ( bu kadın bir yerden tanıdık geliyor, Zehra’nın mahalleden komşusumuydu? Yüzü yabancı değil. Şimdi de Ömer’in komşusu olmuş. )

Keçi sütünden yoğurt yapmışlar, Ömer’in onlar için yaptıklarına karşılık olarak, gönlümüzden daha fazlası geçiyordu azımızı çoğa sayın dedi beyefendi. Zehra da biraz şaşkın halde, Ömer ne yaptı ki diye düşünürken, keçi sütünü çok sevdiğini mahallede keçi sütü satarlardı bizde yoğurdumuzu ondan yapardık dedi.

Ömer de, çay yapalım mı Zehracım dediğinde, Zehra da yemek hazır önce yemek yiyelim çayı üzerine içelim Ömercim dediğinde Ömer’e gün doğdu evet karıcım dedi. nede olsa Zehra gitmeyecek misafirlerle ilgilenecekti.

Hep beraber yemek yediler, sohbet ettiler. Bu komşuların köy evinin damı geçen kış çökmüş, kışı nasıl geçireceğiz diye kara kara düşünüyorlarmış. Ömer de köye gittiğinde onların evinin damını yaptırmış, evlerini baştan ayağa tamir ettirmiş. Ömer’e çok dua etmişler. Karşısına onun gibi iyi yürekli birini çıkarsın diye. Dualarım kabul olmuş çok şükür diyerek mutluluğunu paylaştı teyze.

Ömer de Zehra’nın elini tutarak bende bunun için her gün şükrediyorum dedi. Allah sizi birbirinize bağışlasın, mutluluğunuz daim olur inşallah diyen komşu teyzeye Ömer amin inşallah dedi.

Ömer’e inşallah dedirtiyoruz artık amin de diyor. Darısı dua ettiğini görmeye ne zormuş Ömer’in ağzından bunları duymak. Bir yandan Zehra, bir yandan ben Ömer’i iyileştireceğiz. komşular gitti.

Zehra da karı koca oyunu oynama görevimiz bitti ise ben gidiyorum dediğinde, Ömer; bu senin için bir görevdi öyle mi? diye sordu.

Zehra da tabi ki görevdi. Bunu en iyi sen bilirsin, insanların yanında nasıl rol yaptığını, bana nasıl davrandığını hatırlasan, aşık Ömer. Sonra yüzüme bakmayan bana dünyanın en kötü insanıymışım gibi davranan Ömer. Şu an yaptıklarıma şaşırman tuhaf değil mi ?diye sordu

Zehra bu sayede bir kere daha Ömer’e ayna tutmuş, onun kendisine yaptıklarını, yaşattıklarını ona yaşatarak göstermişti. 

     

Ömer üzgündü. Sonunda Zehra ya günlerce neler yaşattığını anlamıştı. Özür diledi Ömer ama yetmezdi özür dilemek. Asıl mesele bundan sonra aynı hataları yapmamak önemli olanda buydu zaten.

Zehrayı gecenin karanlığında dışarı bırakmak istemiyordu Ömer. Hava soğuktu, gece karanlıktı başına ne geleceği belli olmazdı ama inatçı keçi Zehra gitmekte ısrar edince, Ömer kapıyı açtı buyur git dedi.

Zehra kapıdan çıktı yürümeye karanlıkta kaybolmaya başladı. Ömer de bu yolculuğun ne kadar sürecek? diye arkasından saymaya başladı. 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-14 baktı ki gelen yok Ömer hemen içeri geçti, üzerine montunu alacak Zehra’nın peşi sıra gidecekti. Onu o halde zifiri karanlıkta geceye bırakamazdı Ömer.

Ama Zehra eve dönmüştü. Süt dökmüş kedi gibi sığındı Zehra Ömer’e. Ömer de karşısında Zehra yı görünce hoş geldin dedi. Zehra da sakın bir şey söyleme diye tehdit etti Ömer de ağzımı bile açmadım dedi.

Bunlar çok tatlı, çok saf, çok iyi niyetli iki aşık Ömer ve Zehra. birbirlerinden her ne kadar ayrılmak isteseler de ayrılamıyorlar. Ayrılmasınlarda ama birbirlerini de artık üzmesinler. 

Zehra, evet biraz korktum ama yarın sabah erkenden gideceğim dedi. Kafasına bir gitmeyi koymuş gitmekte gitmek, gitmekte gitmek deyip duruyor Zehra. Ömer de yarın birlikte gideceğiz neden inat ediyorsun deyince, Zehra da seninle gitmek istemiyorum da ondan dedi.

 

Ömer ile yapamaz Zehra, Ömersiz de.

İş yatıp uymaya gelince, Zehra geçen seferki fareli odayı unutmuş, sırf Ömer istedi diye odada ben yatarım sen burada yat dedi Zehra. Garibim Ömer de odaya şöyle bir baktı düşündü taşındı bu Zehra kesin unuttu hatırlamıyor fare olduğunu oda da diye düşündü ve madem sen istiyorsun öyle olsun dedi.

Bakalım Zehra ne zaman hatırlayacak o odanın fareli olduğunu. Gerçi üzerinden bir yıl geçti fare falan kalmamıştır da işte oda soğuk olunca, Ömer orada kalmasını istemedi. Zehra da işi inada bindirince Ömer tamam dedi.

Zehra odaya geçince Ömer de kapıyı kilitleyip anahtarı cebine koydu.

Zehra odada üşüyünce şöminenin olduğu yere geldi. Ömer de belli etmeden güldü Zehra’nın bu haline. Ama ne kadar belli etmemeye çalışsa da Zehra güldüğünü anladı odaya gitmek istedi.

Ömer de unutmuş olamazsın, unutmadın dimi dedi. Ama bunlar çok tatlılar ya 😀

Zehra odanın küçük misafirlerini fareleri unutmuş. Ömer söyleyince hatırladı Zehra. odaya gider mi asla. Ömer sen şöminenin başında otur ben yorgan yastık getireyim dedi. tam gidiyordu ki, çömelmiş haldeki Zehra yı görünce ona minder verdi.

Zehra mindere oturdu. Ateşe odun atmak istedi, Ömer ben atarım dercesine almak istedi odunu, Zehra da ben atacağım der gibi baktı ve odunu ateşe attığı ile canının yanması bir oldu.

Ateş eline sıçradı. Geçen geldiklerinde gözüne sıçramıştı, şimdi de el bileğine. Ömer hemen baktı ve şunları söyledi.

Bu kadar ince olmak zorunda mı? bu kadar güzel.

“ Ellerinin bu kadar beyaz olmasından korkuyorum demiş Cemal Süreyya.”

Bende bu kadar ince olmasından korktum. Her an kırılacakmış gibi, tıpkı yüreğin gibi. Dedi Ömer.

YÜREĞİN YÜREĞİM

Bir ben var bende, onu benden bir başkası bilemez.

Bir yürek var bende kimselerinkine benzemez.

Çünkü herkesin yüreği tektir, özeldir. Birdir.

Kendine hastır. Aşk hiç bir zaman hata değildir.

Aşk çok özeldir. Güzeldir. Kutsaldır. Değerlidir.

Aşkı kelimelere sığdıramazsın

O sol kürek kemiğinin içinde adı kalp olan

Aslı yürek olan da saklıdır. Kalp başka, yürek başkadır.

Kalp her insanın sahip olduğu ama değerini bilmediği

Bir elini yumru yaptığında aldığı şeklin büyüklüğü kadardır.

Yürek ise, hiç bir yere sığmayan ama bir insanın kalbine sığan

İçine dünyaları alan, insan için çok özel bir aşkın sahip olduğu

Ve bu aşkın yaşandığı, hissedildiği yerdir.

İnsan için yaşam kaynağıdır.

İşte ben o yaşam kaynağını kaybetmekten korkuyorum.

Seni incitmekten, seni kırmaktan, seni kaybetmekten korkuyorum.

Çünkü, ben seni, o yüreğini seviyorum.

Yüreğin yüreğim bunu bil istiyorum.

Aslı

Ömer Zehra ya yorgan yastık getirdikten sonra, kendisi odaya yatmaya giderken Zehra Ömer’i durdurdu, oda soğuk dedi. Ömer ilk başta ben idare ederim dese de Zehra Gitmene gerek yok burada yatabilirsin, sen bilirsin deyince, tamam olur dedi ve kendine de battaniye ile yastık getirdi Ömer.

Bir koltuk da Zehra, diğer koltukta Ömer yattı. Yatmadan öncede ışıkları kapattılar oda karanlık oldu. Zehra karanlıktan korktuğu için mum yaktılar ama uyuyamadılar. Konuştular.

Benim battaniyem geldi. Ama o nasılda batar ah canı yanar Ömer’in. Bir önceki geldiklerinde de vardı o battaniye benim için özel o battaniye 🙂

Ömer Zehra ya bu dağ evine geldiklerinde babası ile odun toplamaya gittiklerinde Ayşe’nin nasıl kaybolduğunu, bulamadıklarını en sonunda da mutfaktaki dolaplardan birinde bulduklarını, elinin, yüzünün nasıl çikolata olduğunu, Ayşe’nin bunu babası ve de abisini evde bulamadığı için korkudan yaptığını, saklandığını anlattı.

Zehra neden annen de sizinle buraya dağ evine gelmedi diye sorunca, Ömer’in gülen yüzü soldu. Zorla da olsa o bizi terk etmişti dedi.

Ömer ilk kez annesinin terk edip gittiğini bu dağ evinde söyledi. Sonra da Ömer Zehra’nın olduğu koltuğun ayak ucuna oturdu Zehra uzanıyordu Ömer anlatıyor Zehra dinliyor gülüyordu. Bir süre konuştular ama biz duymadık ne konuştular. Fonda şarkı çalıyordu deli oyun.

 Kerem’in evinde ise, Kerem Sabah ile güzel bir akşam yemeği yiyeceğini hayal edip güzel bir sofra kurmuştu. Kapı çaldı gelen Sabah dı. Ancak yanında Teoman da vardı. Keremden özür dileme, barışma bahanesi ile Sabah’ın peşine takılıp gelmişti.

Kerem Teomanı görünce rahatsız oldu. Sabah ile konuşacak ona sevdiğini söyleyecekti ama olmadı sebep Teoman. O da onlarla masada yemek yediği için Kerem için özel bir gece olmaktan çıkmıştı.

Gece bitmiş sabah olmuştu. İlk uyanan Zehra idi. Ömer uyuyordu. Koray da Salim amcanın dükkanında çalıştığı için orada uyuya kalmış. Özge hanımın ona kızmasından çok korktu Koray. İşe gidince de gerçekten kızdı Özge hanım.

Ömer uyanınca Zehra yı bulamadı yattığı koltukta yoktu. Her yerde aradı bulamadı. Kapıyı açıp gitmiş Zehra. Anahtar Ömer’in cebindeydi oradan alıp gitmiş.

Zehra ormanda kayboldu. Oh olsun Ömer’i dinlemez bırakıp gidersen olacağı o işte azıcık söz dinle ha ne var başına buyruk Zehra.

Zehra kendi kendine bela çeken mıknatıs gibiyim dedi. köpek seslerini de duyunca iyice korktu Zehra. Birde üstüne Ömer sessizce yaklaştı. Böyle sessiz gelerek ödümü koparıyorsun, seni beklemiyordum deyince, Ömer de davul zurna ile mi gelecektim, ben gideyim köpekler gelsin dedi.

 Epey bir tartıştılar. Zehra yönünü bulup yola devam edecekti ama yönünü bir türlü bulamadı. Kendi kafasına göre bir yola gidecekken Ömer de arkasından gitmek istedi ama yerler kötü çamurlu olduğu için ayağı burkulup Ömer yere düştü.

Zehra ilk başta Ömer’in numara yaptığını düşündü sonra yanına giderek baktı Ömer numara yapmıyordu. Cidden ayağını burkmuştu. Zehra’nın koluna girerek dağ evine gittiler iki aşık.

Zehra buz koydu bileğine, benim yüzümden oldu canın acıyor ve ben üzülmeyeyim diye söylemiyorsun dedi Zehra ve biran önce gitmek istedi ama ayağın böyleyken de gidemeyiz dedi.

Asya da babasının kaybettiği cd annesine vererek içerisinde çizgi film var diye izlemek istedi. Ama Ayşe cd yi açınca çizgi film olmadığını gördü. Alev’in adını sayıkladı Ayşe ne gördüyse artık cd de.

SEN ELİMDEN TUT

Yarımmış bir yanım bir yanım yaralı
Nasıl tamam yaptın iyileştirdin
Yarımmış ertesi bugün yaşamanın
Aşk gerçekten varmış hissettirdin
Bilsen nasıl hoş geldin

İyi günde kötü günde söz verelim ikimiz de
Aldığım en son nefeste sen elimden tut
Her ne yaşandıysa bitti senle, benden önce unut
Bir ömür o güzel başını göğsümde uyut

Ferhat Göçer

 

Adını Sen Koy 264. Bölüm Analizi (“ASLI”) Star Tv 18 Ocak 2018 Perşembe (35 Yorum)

  1. Hanym ablacym iymisin coluk cocuk nasyl amjam nasyl her kes iymi seni gordugumde sevinyorum gururlanyorum bilmem neden

  2. Hanım Abla nasılsınız inşallah iyisinizdir? Ülker size küsmediyini sizi cok sevdiyini söyledi Allaha emanet olun

  3. Aslım nasılsın canım inşallah İyisindir? Analiz cok güzel olmuş teşekkür ederim Yüreğin Yüreğim cok güzel canim seni çok seviyorum kendine dikkat et Allaha emanet ol

    • Merhaba Ayselcim seni görmek güzel canım.
      iyiyim çok şükür sende iyisindir inşallah. kendine iyi bak görüşürüz.

      • Aslı merhabalar tekrar nasılsın bundan sonra ismimle hitab edebilirsin yukarıda yazacak zaten anonim le yazma demiştin hatırlarsan öncelikle türküm ben adana da yaşıyorum bilmek istersin diye yazdım.. izniniz olursa tabii siz ve diğer arkadaslarin ara ara yorumlara katılmak isterim bu kadar iyi aksamlar size yok olmaz dersen sorun yok çekinme anlayışla karşılarım..

        • Merhaba iyi akşamlar Tolga,
          hoş geldin. iyiyim çok şükür. sende iyisinidr umarım. böylesi daha iyi oldu. artık karşımda ismi ile hitap edeceğim birisi var. kim olduğu belli olmayan anonimlerden ayırt edilmene sevindim.
          farkındaysan çok anonim var.

          Adana Erkan Meriç’in memleketi ne güzel.
          Tabiki yorumlara katılabilirsin bunun için izin istemenize gerek yok.
          yeniden aramıza hoş geldin.

          ben bu aralar yoğunum hemen cevap yazamazsam geç yazarsam kusuruma bakma olur mu.
          ben bugüne kadar kimseye buraya yazma demedim demem de bu hakka sahip değilim her kes özgür vede hürdür. incitmeden kırmadan rahatsız etmeden yorum yazan herkese saygı duyarım.

          • Teşekkürler asli bende iyiyim sağol analiz harika olmuş çok güzel anonim isimlere değinmişsin kusura bakma o adamla uğraşıyordum öyle gerekiyordu anlatabildimmi.detaylarini sana sonra yazarım bu konunun.simdi olmaz.isim gereği yeni gördüm yazını eve geldim az önce bende cevap yazdım geç olsada.sana iyi akşamlar adanadan.

  4. Iyi aksamlar aslicm nasilisin canım iyisdir inşallah analiz tek kelime ile çok guzel olmus yureyine saglik canım arkdasim seni çox sevyorum 🙂

    • iyi akşamlar aytaccım,
      iyiyim çok şükür, inşallah sende iyisindir. sağ ol bir tanem bende seni seviyorum görüşürüz iyi bak kendine.

  5. Gun aydin teşekkur ediyorom allah

    Sizi yoce dutsun. efendilikden eskilmiyesiniz

    Ben hepinizden şermende hecil boynu

    Bukulmuş .. ibrahim tatles : beni sevdiyime

    ( turkiye ) pişman etdiler ~şaka ~ 48 yil bu

    Sevgi beslenib peşmanlig zor ..

    Allaha emanet olun..

  6. Gun aydin teşekkur ediyorom allah

    Sizi yoce dutsun. efendilikden eskilmiyesiniz

    Ben hepinizden şermende hecil boynu

    Bukulmuş .. ibrahim tatles : beni sevdiyime

    ( turkiye ) pişman etmişler ~şzka 48 yil bu

    Segi beslenib peşmanlig zor ..

    Allaha emanet olun..

  7. F ER H A T : SEN ELIMDEN DUT ?

    HICRAN : SEN ELIMDEN DUTMA

    Omrumu garet edib daĝlara çalma

    Umud verib goyden yere salma

    Guler yuz gosterib tore salma

    Yalanlan palan deyib xelgi uydurma

    Zalimsan ilgarin yox.. kafirsen imanin

    Yok.. gol verdim derd verdin

    Dost dedim duşman dedin

    Fefa ehd peyman ilgar sende bitdi

    Inan…eziyem gara bağlar

    dos bir gun gormese

    tez gedib gara bağlar

    dut elimden yandim allah

    kule dondum galdim allah

    simuzerim yerde gulum

    goyde melk seni sevdim

    sen uzledim sen elimden dut

    gargalar garr garr garr garr

  8. Ben bu analizlere bayylyrym canym Aslim bitanem cok cok cok teşekkurler bunlar cok guzeller eline saglyk canym.rabbim yazylaryny guzel eylesin cani gonulden amin diyorum

    • Gözelcim, hoş geldin canım. güzel duana canı gönülden amin diyorum mümkün olsaydı da Erkan kardeşimde okusaydı. Hazal da.

  9. Yüregine saglık Aslıcım.Çok güzel yazmışsın.Seve bilmek Allahın bir lütfüdür bize.Gonlünün ışıgı yazına yansımış kızım.Çok sag ol.Allah amanında.

    • Teşekkür ederim hanım ablacım,
      o ne güzel bir lütuftur çok şükür sevebilmeyi sevdirdiği için. Sende polad amcam da sağ olun görüşürüz ablacım.

  10. Ne alevmis yahu arkadaş kadının rüzgarı bile yetiyor bunlara hayaleti bile belalı kadının iyimi terminatör alev

  11. Te$ekkürler Asli hanim.çok güzel her zamanki gibi.sevmeyen adam a$ki anlatamaz…yüreginize sagliq.iyi geceler canim.

  12. Aslicim teesekurler . Anlazi okuyunca ne fark etdim biliyormusunuz . Bu Zehracilar Zehrayi ovup duruyorlarya Hec oyle ovulecek yani yok . Bir kere bu kiz sakar . Surekli kendini yakiyor Omeri yakmiycagi ne malum .Alev kabusu geri dondu