Adını Sen Koy 201. Bölüm analizi 23 Ekim Özeti

Adını Sen Koy 201. Bölüm 23 Ekim 2017 Pazartesi

Bir Kız Çocuğu Doğduğunda Babasına Cennetin Kapıları Açılır. Evlendiğinde Kocasının İmanının Yarısı Tamamlanır. Anne Olduğundaysa Cennet Ayaklarının Altındadır. 

Ve Aşkın Dili Duadır. Her Dua Sevgiliye Yazılmış Bir Aşk Mektubu Gibi Olmalıdır. Şems-i Tebrizi.

Hayırlı İşlerde de Büyüklerin Hayır Duasını Almakta Fayda Vardır. Allah’ın Rızası Ana-Babanın Rızasındadır.  Allah’ın Öfkesi de Anne Babanın Öfkesindedir. Niyetin Allah Rızası ise Allah İki Cihanda da Mutlu Mesut Eder.

Ömer ve Zehra’nın Söz yüzükleri takılamadı. Son anda telefonla hala aradı rızası olmadan bu iş olmaz diyerek söz yüzüklerinin takılmasına engel oldu. Ömer ve Zehra da halanın rızasını almak gönlünü hoş etmek için yollara düşüp köye gittiler.

Ömer ve Zehra evlilik yolunda ilk adımı söz olarak atacaklar ve bunun için de Salim amcanın bir kız babası olarak isteği her şeyin usulüne uygun olarak yapılması. Ömer’in bir büyüğü ile gelerek kızını istemesi. Söz yüzüklerinin öylece takılması.

Ömer arkadaşı Hakan dan bu iş için babasının kendisine Zehra yı istemesini istemiş, o da bunu kabul etmiş ancak son anda rahatsızlanınca istemeye gelememişti. Ömer’in boynu bir kere daha bükük kalmıştı.

Ancak onları takip eden ve ne olup bittiğini öğrenmeye çalışan Cevriye hala, son anda konaktan Ayşe ve Nihat ile akşam yemeğine çıkacakken kapıda Ömer ile Hakanın konuşmalarını duymuş, şoförden de rica etmiş Zehra yı bıraktığın yere beni götür Zehra beni orada bekliyor diye.

Cevriye hala mahallede Zehraların evinin önünde kapıda, halayı karşılarında gören Zehra ve Ömer çok şaşkın nasıl olduğunu? Nereden öğrendiğini anlamaya çalışırlarken,

Salim amca geldi kapıya ve misafirimizi içeri almayacak mısınız? Buyurun diyerek içeri davet etti halamızı misafirperver Salim amcamız.

Cevriye halamız Salim amcayı görür görmez tanıdı konağa gelen usta idi. Ve açık sözlü mert kadın olan halamız Salim amcaya daha önce konağa geldiğinizde tanışmıştık diyerek geçmişi hatırlattı. Salim amca da kızı Zehra ya bakarak evet hatırlıyorum dedi.

Unutmamıştı o günleri, konağa ahşap kapı, dolap, yatak tamir etmeye gitmiş, Halamızın yemeklerinden yemiş, kızı Zehra’nın hazırladığı çaydan içmiş ve hemen tanımıştı benim kızımın çayına benziyor diye de hala ile konuşmuşlardı kızım çalışıyor özledim diye ve koca konakta köşe kapmaca oynamışlardı Zehra babasına yakalanacağım korkusu ile bayılmıştı Ömer’in kollarına. 

Bu günleri yeniden hatırladılar. Salim amcanın Ömer’e olan o sert bakışları da o yüzdendi. Yüzüne baka baka yalan söylemişler kandırmışlardı Salim amcayı da kızının da gönlü Ömer de olunca ses çıkarmamıştı Salim amca ama dükkanın kapısında da beklemişti Ömer ciddi olduğu anlaşılsın diye. Baya badireler atlatıp da bu söz gününe ulaştı seven iki güzel insan.

Cevriye hala, ben Ömer’in de halası sayılırım geç kaldım kusura bakmayın diyerek Su damlası Zehra ya sarıldı. Bu içtenlik, samimiyet Salim amcanın gözünden kaçmadı en azından kızını seven insanlardı.

Zehra Ömer’in getirdiği çiçek ve çikolatayı aldı masaya koydu. Çiçeği suya koysaydın be Zehra.

Diğer tarafta Sabah cephesindeyse, Kerem Sabah’a adamlara yerini söyleyen kişi kendisi olduğunu söyleyince, Kerem o insanların bir mafya olduğunu öğrendi. İşin ciddiyetinin farkına vardı Kerem.

Zehra nasıl Ömer’i adam etti ise, Sabah da Kerem’i adam edecek.  Etmesine de işi zor. Bu hayatta ne kolay ki zaten.

Cevriye halamız, Zehra yı babasına öve öve bitiremedi. Her övgüyü de hak ediyor Zehra. Cevriye hala, yüzü gibi yüreği de tertemiz bir evlat yetiştirmişsiniz. Bir tanemiz o bizim maşallah deyince,

Salim amca çok mutlu oldu göğsü kabardı Allah razı olsun dedi. Ne güzel bir duadır Allah razı olsun. Amin inşallah cümlemizden Allah razı olsun.

Ömer paşam arkadaşı Hakan’a Zehra neden geç kaldı altı üstü bir kahve değil mi? diye soruyor. Başına geleceklerden habersiz garibim 😀

Hakan da kahve biraz değişik kahve dedi. 

Koray bu kahveden daha önce içmişti biliyordu ama söylememiş bacanağına kıs kıs gülüyor Ömer’e 😀

Şükran teyze de mutfakta Ömer’in kahvesini yapıyor içine tuzu boca etti. Zehra da o çok olmadı mı? diye tepki gösterdi kıyamadı sevdiceğine. Şükran teyze de bu kahveyi içecek yoksa ona kız mız yok dedi. bakalım seni ne kadar seviyor?  🙂

Yetmezmiş gibi birde biber ekledi. Zehra da karabiber de mi? dedi. demesine de karabiber beyaz olmaz ki 😀     ay ay bunlar beni bir gün kesin öldürecekler. Karabiber diye tuz yada şeker attılar kahveye haberleri yok. Beyaz beyaz karabiber mi olur?

Şükran teyze Sabah’ı telefonla aradı geç kalma tören başlayacak neredesin diye? Ve Sabah üzerimi değişip geleceğim deyince, Şükran teyze o zaman geç kalırsın üzerini değişmeden gel bir şey olmaz dedi.

Bu durum Sabah’ın içine sinmedi erkek tarafına ayıp olmasın deyince, olmaz sen gel töreni kaçıracaksın yoksa dedi.

Sabah da öylece olduğu gibi Zehralara gitti.

 

Bazen bu hayatta kıyafetten daha önemli değerli şeyler var. Ve üzerindeki kıyafet temiz olması yeterli. Yüreğin güzel olsun, düşüncelerin güzel olsun, insanlara faydan dokunsun. Tatlı dilin güler yüzün olsun en pahalı kıyafetler üzerinde olmasa da olur. 

Sana yakışan temiz kıyafetler olsun yeter. Bu devirde dış görünüşe ilk izlenimde önem verilen bu zaman da benim söylediklerim biraz yadırgansa da olması gereken bu bence.

Ve Sabah’ın durumu biraz özel olduğu için, istemeden de olsa günlük kıyafeti ile arkadaşının isteme söz törenine katıldı, üzerini değiştirseydi geç kalacaktı.

Kerem, Sabah için endişelenmeye ve ona yaptığı davranışın, adamlara Sabah’ın yerini söyleyerek büyük bir yanlış yaptığının, kızı farkında olmadan tehlikenin içine kendi elleri ile attığını fark etti Kerem. Baya ilerleme var bu Kerem de hadi hayırlısı bakalım.

Kırmızı spor arabasında bir problem varmış onu servise verip yerine yeni bir araba istedi telefonla ve geçici olarak beyaz bir spor araba geldi eski kırmızının yerine.

Ayşe, Nihat ve küçük bıcırık prenses Asya yemeğe çıkacaklar. Asya çok acıkmış hem de öyle böyle değil, kurtlar gibi. Ayşe, biran önce çıkalım yoksa mızmızlanma katsayımız artacak deyince, Asya da ben o dediğini yapmıyorum bir kere dedi.

Asyam prensesim doğruyu söylüyor. Mızmızlanmıyor. Sadece çok acıkmış acıktığını dile getiriyor. Bu da onun en doğal hakkı.

Kahveler de geldi. Zehra önce halamıza, sonra teyzemize, babasına, Hakan’a, Koray ‘a en sonda da Ömer’e verdi.

Sitedeki kızlar kulaklarınız çınlasın, hanginiz istemişti benim paşama biberli tuzlu kahveyi içirmeyi muradınıza erdiniz mi? kıyamam paşama gıkı çıkmadan içti. 

Herkesler de bildiği için kıs kıs gülüyor Ömer’in haline. Salim amca bile. Sen kızıma onca eziyeti yaparsan böylede kahvesini içersin acı tuzlu der gibiydi.

Midesini bozmazsa iyidir paşam yazık. Nasıl bir şeydir bu diye gittim kendime yaptım tuzlu biberli kahve hiç içilecek bir yanı yok Allah kolaylık versin evlenecek erkeklere işleri zor 🙂

Kahvelerde içildi. Yüzlerde kızardı tuzlu biberli kahveden ve Cevriye halamız tatlı dili güler yüzü ile esas konuya sebebi ziyaretlerine geldi.

Gençler birbirini çok sevmişler, beğenmişler, sizde uygun görürseniz Allah’ın emri ile Peygamberin kavli ile kızınız Zehra yı oğlumuz Ömer’e istiyoruz. Dedi halamız.

Salim amca durdu düşündü bir müddet, kız babası olmak kolay değildi. Bir film şeridi gibi bütün bir hayat gözünün önünden geçti. Küçük kızı büyümüş evden uçma vakti gelmişti. 

Kendi kanatları ile uçacak, bundan sonra eşinin kanatları altında olacak, baba kanatlarından eş kanatlarına terfi edecekti Zehra.

Evdekilerde bu sessizlik karşısında tedirgin oldular biran vermeyecek diye ama Salim amca kızını verdi Ömer’e ne desem ki diyerek? Hayırlı olsun dediği an herkes bir oh çekti. Ömer de dahil. Ve yüzü güldü damadımızın 🙂

Salim amca Allah mübarek etsin dedi. Cevriye halamız da amin, hayırlısı olsun, ayaklarına taş değdirmesin inşallah diyerek öpün babanızın elini dedi. Önce Zehra öptü babasının elini sarıldılar ve o an baba duası aldı Zehra her iki cihanda mutlu olun diye.

Sonrada Ömer öptü babasının elini.

Ömer’in gerçek babası o çocukken ölmüştü babasız büyümüş baba hasreti çekmişti Ömer ve şimdi artık bir babası var Salim amca onun da babası oldu. Baba da oğulda güzel insanlar maşallah onlara.

Yüzükler takılmadan Sabah da geldi. Eniştesini 10 numara buldu Sabah. Ee yakışıklıdır benim Paşam Allah özenerek yaratmış maşallah.

Şükran teyze tanıştırdı Sabah’ı ve yüzüklerin olduğu tepsiyi getirmesini istedi yüzükler takılacaktı.

Salim amca besmeleyi çekti hayırlı uğurlu olur inşallah dedi ve telefon çaldı yüzükler takılamadı. Arayan köydeki halaydı. Ona haber verilmeden rızası alınmadan bu işe rıza göstermediğini, eli öpülmeden bu iş olmayacağı için Salim amca yüzükleri takmadı.

Şimdi insanın aklına şu sorular geliyor. Yasemin ve Koray da nişanlandı neden hala ortaya çıkmadı? O zaman zaten hala vardı kendisi olmasa bile adı geçiyor hatta bir ara köye halasının yanına Yasemin’i göndermek istiyor telefonda halasına haber ediyordu Salim amca da son anda Şükran teyze ikna etmiş köye göndermemişti. Ve bu olup bitenlerden haberi olduğu ve bize göstermedikleri için o zaman hala ortaya çıkmamış sadece adı geçmişti o kadar.

Şimdi ise ona haber vermemişler peki nasıl haberi olmuş ki, son anda arayıp duruma engel olabiliyor? Neyse olan oldu.

Tevafuk diyelim bir anda nasılsınız demek için telefonla aradığında tamda yüzüklerin takılacağı an, bu olayı öğrendi telefonda ve rızası olmadan, onayı olmadan, eli öpülmeden bu iş olmaz dedi diyelim. Başka türlü bir açıklama getiremiyorum duruma. Olanla ölene çare yokmuş. Halamızı ikna etmeye köye gidecek gençler.

Ve biran önce yola çıkmak için Ömer izin istedi. Baba sabah gidin dedi. Şükran teyze de ona destek oldu. Sabahın şerri akşamın hayrından iyidir deyince Ömer de siz nasıl isterseniz diyerek büyük sözü dinledi.

Herkes evine dağılırken, Zehra Cevriye halaya yaptığı bu büyük iyilik için teşekkür etti. Ömer’i yolcu etmesi içinde gençleri başbaşa bıraktı Salim amca. Ömer bir tek halayı ikna etmemiz kaldı dedi ve gitti. Her ikisi de biran önce bu evlilik olayının olmasını çok istiyorlar.

Geride Sabah kaldı o da gidecekti ama Zehra onu göndermedi Sabah kaldı Zehralarda. Geceyi birlikte geçirdiler ve Zehra Sabah’a Ömer ile nasıl tanıştıkları, garip olan olayları tek tek anlattı. Sabah ilk Zehra ile Ömer’in bir yıldır evli olduklarını duyduğunda çok şaşırdı. Zehra da her şeyi anlattı ve birlikte aynı yatak da uyudular.

Hala ile Ömer konağa geldiklerinde Ömer halamıza yaptıkları için teşekkür etti. Halamızda biraz kırgın olduğunu ama bu olan olayları asla Ayşe’nin öğrenmeyeceğini durumu idare edeceğini söyledi. odasına gönderdi Ömer’i.

Ayşeler de yemekten döndü. Asya uyumuş herkes odasına çekildi.

Uyumadan önce Ömer Zehra ya mesaj yazdı. “bu odada ki her şey seni çok özlüyor, en çok da ben, en çok da seni. “

Zehra da mesaja cevap yazdı. “ bende ordaki her şeyi çok özledim.” Ömer kitap okuyor Zehra’nın boş yatağına bakıyordu bu mesaj ile mutlu oldu ve içinden, çok az kaldı, gerçekten kavuşmamıza karım olmana dedi.

Kerem de gece boyunca parklarda Sabah’ı aradı ona benzeyen bir kızı Sabah zannetti. Pişmanlığı büyük Kerem’in. Öyle ki sabah uykusundan Sabah diyerek uyanacak kadar.

İnsana böyle feleğini şaşırtırlar Kerem bey. Pasaklı kontes diyordun rüyalarını süsler olmuş. Çok korkuyorsun ona bir şey olacak hem de senin yüzünden diye.

Gece bitip sabah olduğunda Ömer erkenden hazırlanıp mahalleye Zehra ya gitti. kapıyı Sabah açtı. Eniştem gelmiş deyince Ömer hem biraz şaşkın hem de hoşuna gitmiş bir halde gülümseyerek günaydın dedi ve içeri girdi ayakkabılarını çıkardı terliklerini giydi. Mahalle hayatına çok çabuk alıştı Ömer.

Zehra gelip hoş geldin dedi ve sessizce bakıştılar yanlarında olan Sabah’ı unuttular 🙂

Salim amca da namazdan dönerken taze ekmek almış geldi bizimkileri kapıda gördü. Ömer’e erkencisin dediğinde dün akşam öyle konuşmuştuk dedi ve içeri geçtiler kahvaltı yapmak için.

Sabah da buyur enişte kahvaltı sofrası hazır deyince, Zehra utandı babamın yanında söyleme dediğinde Sabah da eniştem işte başka ne diyeceğim ki dedi. Sabah haklı Zehra Ömer artık onun eniştesi, Koray’ında bacanağı, senin eşin, babanın da damadı.

Güzel bir kahvaltı yaptılar. Ömer bir şey yemedi çay içti sadece. Evde gelmeden atıştırmış. Sabah peynirin her çeşidini seviyormuş, özellikle de hellimi Salim amca ben sana kıbrıstan getirilen hellimlerden alayım deyince, Sabah para konusunu açınca senin paran bu evde geçmez dedi.

Sonra da Zehra’nın küçükken Sabah istediği için bir ceviz ağacına çıkıp ağaçta kalma hikayesini anlattı. Ömer de Zehra’nın çocukluk anılarını dinlemekten memnun gülümseyerek dinledi anlatılanları.

Sonra da babalarının elini öperek evden ayrıldılar. Sabah da arkalarından su döktü. o da işine emlakçı dükkanına gitti.

Köydeki hala da telefon açtı Salim amcaya, o da çocuklar yola çıktılar geliyorlar dedi. kimlerden iyice araştırıp soruşturdun mu? diye sorunca hala. Salim amca da efendi çocuk, iş adamı, şirketleri var deyince duvarda asılı olan resme korku ile baktı.

O duvardaki resim aynen Zehra ya benziyordu. Zehra’nın annesi o herhalde ve bir iş adamı ile evlenmiş, şirketleri olan. Hala Zehra’nın kaderinin de annesi gibi olmasından korktu herhalde nede olsa bir söz vardır annenin kaderi kızına diye. Zehra’nın da annesi ile aynı kaderi paylaşmasından, yaşamasından korktu herhalde hala.

Korkunun ecele faydası yok hala, kader dedin mi akan sular durur ve bir kızın kaderi annesi ile aynı ise önüne kimse geçemez. Bu halamız da büyük sırlar saklı belli hem de çok önemli.

Bu resimdeki halanın gençliği desem yok artık derim kendime. 

Sabah dükkana vardığında Kerem onu arabada bekliyordu. Geldiğini görünce hemen yanına gitti, gece nerede olduğunu sordu. Telefonlarına neden geri dönüş yapmadığını?

Ama Sabah ona cevap vermek istemedi dükkandan gitmesini istedi. Kerem de elindeki yiyecekleri masaya bıraktı arabasına bindi gitmedi bekledi.

Aşk bacayı çoktan sarmış Kerem efendi de de haberi yok. Ömer gibi o da kelimeleri yarım kaldı. Sana bir şey oldu diye saatlerce dedi kaldı Kerem.

Ömer ve Zehra köy yolu üzerinde bir gözlemecide mola verdiler resim çekindiler. Ömer kendi çekmek istedi başarılı olamadı oranın sahibi ben çekeyim diyerek yardımcı oldu ve çiftimizi çok beğendi evli misiniz? diye sorunca Zehra henüz değil, Ömer de evliyiz dedi.

İki farklı cevap olunca, adam da şaşırdı kızımızı ikna edememişsin anlaşılan dedi. Ömer de nikahlıyız da düğün olmadı dedi.

Eee Ömer bey güzel bir düğün yaparsın evlilik yıl dönümüne denk gelen zamana o zamana kadar bekleriz biz hadi hayırlısı düğünde yapacakmışız.

Köye halanın evine geldiler. Ömer elinde hediyesi, endişeli hala hayır der mi? diye korkuyor Ömer ve hala gördü onları içeri buyur etti. Zehra halasının elini öptü sarıldı. Ömer el öpmek istedi müsaade etmedi hala.

Öyle kolay değil paşam el öpmek, onay alırsan elini öptürür sana sınavdan geçeceksin hemde büyük sınavdan. Bu öyle şirket yönetmeye, patron olmaya, zorba Ömer olmaya benzemez bilesin.

Akşam yemeği yendi Ömer güzel olmuş dediğinde, hala da afiyet olsun sizin yemeklerinize pek benzemez ama deyince Ömer Zehra birbirine baktı. Sınav 1)  evet benzemiyor, daha lezzetli, daha güzel diyerek gönül kırmadı Ömer geçti birinci sınavı.

 

Ve yemekten sonra oturup konuştular. Hem Ömer hem Zehra halaya durumu izah etmeye çalıştılar. Ömer; biz biraz sıkıntılı günler geçirdik bu karışıklıkta o yüzden dedi. Zehra da, büyükler küçükleri affeder sende bizleri affet dedi.

Ömer, halaya biz rızanızı aldıktan sonra yüzükleri takmak istiyoruz diyecekti ki, hala Ömer’in sözünü bitirmesine izin vermedi.

Orda bir dur, o işler öyle kolay değil dedi. Ömer’in gözleri doldu. Zehra ya kavuşamayacağını bu evliliğin asla olmayacağını düşündü bir an.

 

ANNENİN KADERİ KIZINA DEDİKLERİ

Ne zaman eskiyor sevgiler? Ödenen bedellerin acısı geçince mi?

Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım.
Nasıl üşüdüğümü bilemezsin.

 

Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne,
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama.
Şimdi telefon açsam sana, Sesini duymak da yetmiyor ki.
Hep aynı cümleler: ”Babamlar nasıl? ilaçlarını aldın mı?”

 

Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde
Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi
Bazen dalıp giderdin mutfakta yemek yaparken,
Tahta kaşıkla tencerenin başında öylece.
Ne düşünürdün acaba?


Özlemek çok fena anne, anlamak seni daha da fena.
Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları
Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var .

 

Gittikçe sana mı benziyorum ben?
Yada ”annenin kaderi kıza” dedikleri doğrumu?
”Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez.
Anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim

 

Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
Şimdi duysan bunları, ne üzülürsün mutsuz mu kızım diye,
Çoktaann kendinden vazgeçmiş bir sesle.

 

Mutsuz değilim!dee Anne, yağmura ve mutfağımdaki kadere çare bulamıyorum.
Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor, televizyon seyrediyorum,
Akşam çalan kapıyı açıyorum;
Açtığımı gören olmuyor,

 

Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor
Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor
Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor
Nasıl eskiyormuş Anne, nasıl eskiyor

 

Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.

Bana yasakladığın bahçeler sana da mı uzaktı hep? 

Gidemeyişine ağladın mı sende? 

Ne zaman eskiyor sevgiler? 

Ödenen bedellerin acısı geçince mi? 

işte böyle kalbimde bir acı şarkılar seni söyler.

İclal AYDIN

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , ,
Eklenme Tarihi: 25 Ekim 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın


Adını Sen Koy 201. Bölüm analizi 23 Ekim Özeti (15 Yorum)

  1. Aslı tuzlu kahve yi ben söylemiştim ama ben den başka da söyleyen oldu mu bilmiyorum tabii afiyet olsun damat beye ama helal olsun gıkı çıkmadan içti. .

    • Selamlar ASLİ bitanem eline saglik ama pasam tuzlu ve biberli kahve mi icmis ay canim omer abim kiyamam sana

  2. Betülcüm evet canım yanılmıyorsam senden başkaları da söylemişti tuzlu kahveyi.
    Ömer sevdiceği Zehra’nın elinden zehir olsa içer. gıkı çıkmadı içti tuzlu biberli kahveyi. bu Zehra yı ne kadar da çok sevdiğini gösteriyor.

  3. Selam su damlası evet Ömer tuzlu biberli kahve içti. Pişirende Şükran teyze idi. Servis eden de Zehra. Ama Ömer onu Zehra pişirdi diye içti. Zehra ile Şükran teyze ortak pişirdi kahveyi.

    • Aslicim demek oyle. Baksen zehraya şukran teyzeyle is birliyi yapmis ah be pasam ben kiyamazdim sana onlar nasil kiydi kecmis olsun omer abim

  4. Aslim sag ol canym cok guzel olmuş iymisin canym site gelmedin merak etdim
    Demek o meşhur tuzly kahveden Omerimde icmiş o kiyamam Zehranyn babasy ile Cevriye hala bir biri tanydymy diye cok merak etmişdim
    Aslym teşekkur ederim bu mutlylygy bana yaşatdygyn icin allam seni hep mutli etsin canym Aslim

    • Merhaba Gözelcim iyiyim çok şükür.

      Ben bu dönem analizleri eksiksiz gönderiyorum da kedim sağ olsun yazdıklarımı siliyor. sil baştan tekrar yazmak zorunda kalıyorum.
      Baya cebelleşiyoruz yazarken büyüdü kerata 🙂

      Evet Cevriye hala ile Salim amca birbirini tanıdılar.

  5. Merhaba Aslıcım.nasılsın.Eline saglık kızım,ne güzel yazmışsın.Niyyetimiz Allah rizası ise Allah iki cihanda da mutlu mesut eder bizi.Bence böyle yazılar siyah diyil altın renginde yazılmalıdır.çünkü eks etdirdiyi fikirler çok kıymetlidir.Divardakı resim Zehranın annesi ola bilir,hem de sag olmaya bilir.Dizinin evvelerinde ben Zehranın annesinin Salimin kardeşi sanırdım.Acaba Zehranı yurta kim vermişdi.Neyse, izleyib göreceyiz inş-h. Kıyafetlere gelince.Zahir o kadar önemli olmuş ki insanlar dünyadakı hedeflerini unutmuşlar.Zamanımızda bu bir bela.Batinle ilgilenen yok.Kim diyor ki güzel giyinmesinler,herislik olmasın.Senin dediyin gibi daha önemli,deyerli şeyler vardır.aradan gitmesin.Bu kadar kızım,amcandan selamlar.Allah amanında ol.Müzik de sözler de çok hüzünlüdür.sevdim.

    • Merhaba ablacım çok şükür iyiyim sende iyisindir inşallah.
      Yazdığım o siyah yazılara verdiğin değer için de ayrıca teşekkür ederim.
      Evet her işimizde Allah’ın rızasını kazanmayı düşünürsek Allah her kolaylığı bize sunar ve mutlu eder inşallah.

      En nihayetinde imtihan için geldik bu dünyaya aynı Hatice halanın Ömer’i imtihan ettiği gibi her an imtihandayız.
      Duvardaki resim bence de annesi Zehra’nın ve Hatice hala ile kan bağı var sanki? bu kadar üzerine titrediğine göre.
      bu şiiri dinlediğimde farkında olmadan yaşlar süzülür gözümden.

      amcama benden de çok çok selamlar Allah’a emanet olun her ikinizde ablacım 🙂