Adını Sen Koy 101. Bölüm Analizi 6 Şubat Özeti

Ölüm İle Yaşam Arasında İnce Çizgi de Ömer…Araf’da..
Dokunamadığım..
Göremediğim..
Dindiremediğim Bir Acı Taşıyor Yüreğim…
Biraz Yalnızlık, Biraz Hüzün, Biraz Çaresizlik
Mevlana


( Adını Sen Koy Dizisinde belki de bugüne kadar seyrettiğim, seyrettiğimiz en duygu yoğunluğunun olduğu, yaşandığı bölümlerden biriydi bu bölüm.
Benim için oldukça zor oldu bu bölümü seyretmek ve şuan bu satırları yazmak.. Nasıl anlatılır ki, tarifi yok ki.. Acının da, hüznünde, göz yaşının da, ölümünde, tarifi yok kelimelerde.. Olsaydı eğer ben içimdeki acıyı anlatırdım kelimelerle.. Ama yok işte..
Neyse bir yerden başlamalı, bu bölümü anlatmaya…)

Her şey Ayşe içindi, Zehra gitmişti ve Ömer, Zehra’sız eve dönemezdi.. Dönecek olsaydı ne diyecekti Ayşe’ye? O yüzden Zehra ile dönmeliydi eve..
Onu almak ve eve beraber dönmek için Zehra’nın mahallesine gitti Ömer..
Mahalledekilere de görünmemesi gerekiyordu. Ortalıkta kimse kalmayana kadar arabada kaldı ve radyoyu açtı zaman geçsin diye ve bir patlama haberi geçti radyoda, ölenlerin isimleri arasında Zehra Kervancıoğlunu duydu Ömer.

İnanmak istemedi, bir yanlışlık vardır evdedir Zehra diye düşündü ve eve gitti korkuyla, yumrukladı kapıyı ama açan olmadı.. Evde kimse yoktu.
Ya doğruysa? Zehra ya ağır yaralandıysa? ya Zehra öldüyse?
Dili varmıyordu bunları söylemeye.. Tek söyleyebildiği ismi “Zehra”… oldu.
Allah’ım ne olur bir şey olmasın.. Zehra nınTelefonu açılmadıkça, korkusu daha da artıyordu Ömer’in..

Evdekilerinse olaydan haberi yok.. Kendi hallerinde yemek faslındalar.. Ökkeş amca bahçe işlerini yaparken bir yandan da radyo dinliyor, çalan şarkıya eşlik ediyordu… Birden şarkı kesildi ve bu acı haber girdi Zehra Kervancıoğlu ismini duydu çok üzüldü. Dünyası başına yıkıldı. Ama kimseye de bir şey söylemedi.. Soranların ne gözlerine bakabildi, nede bildiklerini söyleyebildi.
En zoru da Ökkeş amca başardı. Canı yanıyordu, bunu kimseye söyleyemiyordu. Soranlara iyiyim deyip geçiştiriyordu. Oysa onun yüreği yanıyordu.
Ömer, Zehra ya öyle alışmış ki, hep onunla ilgili, bir iyi-bir kötü anıları hatırlayıp durdu ve kendini suçladı. Hepsi benim yüzümden diye.. Alışmaktan ziyade Ömer, Zehra’yı çok sevmiş.

“Hiç düşündünüz mü ? Hangisi daha çok acıtıyor? Bir şeyi söyleyip, keşke söylemeseydim demek mi? Yoksa bir şey söylemeyip keşke söyleyebilseydim demek mi ?”

Tayfun ile beraber Ömer hastane hastane dolaşıp Zehra’yı bulmaya çalışıyorlar.

Birini kaybetmek eksilmek demektir. Ruhen eksilmektir. Birini kaybetmek ağır ve derin bir acıdır. Kelimelerle anlatılamayan tarifi olmayan.

Salim amcada Koray ile beraber dükkandan eve geldi evde kimse yoktu.. Olanlardan henüz haberleri yok.
Gelen bir telefonla apar topar evden çıktı, hastaneye gitti Salim amca, Koray geride kaldı ve olanlardan haberi olmadı.
Hastanede iki kızını da gören Salim amca iyisiniz ya çektiğimiz sıkıntıyla kalalım dedi. Baba yüreği kızının ikisine de sarıldı. Allah sizi bana bağışladı, canlarım benim dedi. Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın Amin. Bu türlü acıları hiç yaşatmasın Amin.

Demir evdekileri gördü, evdekilerin haberi var mı? yok mu? bunu öğrenmek için gelmişti ve giderken Ökkeş amcayla karşılaştı acısını paylaştı Ökkeş amca gerçek mi diye? Demir, tam bilmiyoruz, evdekilere söyleme dedi. Ökkeş amca ağır bir yükü omuzlarında taşıyarak eve girdi. Kolay değildi.
Leyla geldi konağa o sırada Zehra ‘ yı görmek için.. Demir olanları anlattı Leyla’ya ve Leyla duyduklarıyla şoka girdi.. Leyla’yı sakinleştirmek için Demir elinden geleni yaptı.

Korku insanın yaradılışında bulunan bir özelliktir.
Ölüm korkusu temel bir korkudur.

Doğarız, büyürüz, yaşlanırız ve ölürüz.
Her ölüm erken ölümdür aslında… Hep daha fazla kalmak ister insan bu dünyada. Eşi, çocukları, torunları, dostları da bunu ister. Kaybetmeyi akıllarından geçirmek bile istemezler. Buna hazır olamazlar yaş ne kadar ilerlemiş olursa olsun.
Çünkü, Ölümün hazır olma zamanı yoktur.

Ömer’e gelen telefon ve telefonda Ömer’e söylenenler, onun bir an hayattan bağlarının kopmasına neden oldu. Çünkü, teşhis için aramışlardı onu Zehra Kervancıoğlunun eşiydi Ömer. Ve Ömer bu telefonda ilk kez Zehra yı eşi olarak kabul etmişti. Hastane hastane dolaştıklarında neyiniz oluyor? diye sorduklarında karım dedi. Artık Zehra Ömer’in ruhen karısı, eşi bunu da dili ile tasdikleyip, onayladı Ömer.
Ömer’in dili varmıyordu söylemeye, Ne oldu? diye soran Tayfun’a, Zehra ölmüş demeye..

Ölümün o soğuk yüzü Morg..
Teşhis için nereye ? Bu soruyu soran Ömer.
-Kim için? diyen hemşire.
-Eşim Zehra Kervancıoğlu. Ömer için bunu söylemek çok zordu.
-Koridorun solundan girin ilk kapı. Hemşire.

Ömer, gidiyordu odaya doğru ama giden o değildi sanki, damarlarındaki bütün kan çekilmiş, konuşamayacak bir halde Morg yazan yerdeki kapıdan içeri girdi.

Morg
Morg, hiçbir yere benzemez o oda.. Oranın soğuğu hiçbir soğuğa benzemez. Oranın kokusu hiçbir kokuya benzemez.
Ölümün soğuk yüzüdür. Hayatın ta kendisidir o. Cennet ile Cehennemin arasında kalmış kişinin, araf da ki, kişinin Yaşam ile Ölüm arasında kaldığı ince çizgidir. Andır o oda. Ya kaybedeceksin uğurlayacaksın sevdiğini sonsuz yolculuğa… Yada orada, o oda da olmadığını öğrenecek sevinip, çıkacaksın yaşadığı, hayatta olduğu nefes alıp verdiği için..

Ömer o odadan çıktığında, ömründen ömür gitmiş bir halde yorgun halsiz çıktı ama Zehra yaşıyordu bunu biliyordu. Aynı anda hem kaybetme korkusunu yaşadı Ömer. Hem de kaybetmediğini kazandığını yaşadığını Zehra’nın.

Duygusal ilişkilerde karşımıza çıkan en önemli ruhsal korkulardan biridir “kaybetme korkusu”. Ömer bu korkuyu fazlasıyla yaşadı.

Oysa Zehra kardeşi ile birlikte, Ömer ile aynı hastanedeydi. Ama her ikisi de bunu bilmiyorlardı.
Kader onları bir kere daha hastane koridorunda bir araya getirdi. İlk karşılaşmaları da bir hastanede, hastane koridorunda olmuştu.

Kader işte..

Kayıt işlemi için danışmaya giden Zehra… Diğer tarafta, Yaşam ile Ölüm arasında Araf da kalmış Ömer.. Ve bir hastane koridoru ve bir köşe başı ve çarpışma anı Zehra şokta..
Ömer ise, Zehra dan daha büyük bir şokta çünkü; öldüğünü, kaybettiğini, bir daha hiç görmeyeceğini düşündüğü Zehra, kanlı canlı karşısında sarıldı ona sımsıkı, gözlerini kapadı ve kendini cennetin o güzel bahçesinde, sevdiğinin o güzel kokusuyla ve kanlı canlı kendisiyle, baş başaydı. Sıkı sıkı sarıldı ve onu tüm benliğiyle ruhuyla hissetti Zehra yaşıyordu. Ve bunu hissediyordu Ömer. Dokunabiliyordu Zehra’sına Ömer.
Ve onu bir daha asla kaybetmek istemiyordu sıkı sıkı sarılarak gösterdi bunu Ömer.
Ömer artık Araf ta değil, Zehra’sı ile birlikte Cennetteydi o an.

Ölüm İle Yaşam Arasında
İnce Çizgi de Araf da Ömer..
Öyle bir yerdeyim ki;
Ne gitmesi mümkün,
Ne kalması mümkün olan,
Öylece bir yerdeyim işte…

Vazgeçmekle direnmek arasında,
Akla karanın tam ortasındayım…
Kaybetmenin arifesinde,
Yeni bir hayatın eşiğindeyim…
Kalsam canım yanacak,
Gitsem Hayatım…
Mevlana

Bir yolun varsa gidilecek, sona bırakma…
Bir sözün varsa dilden yüreğe, hiç susma…
Görmen gerekiyorsa birini, git yanına…
Okşaman gereken bir yürek varsa, esirgeme elini…
Hayat çok zalim.
An gelir..
Elini… gözünü… yolunu… yüreğini alır senden…
O zaman istesen de…
Dokunamaz…
Göremez…
Gidemez…
Söyleyemez olursun…
Can Yücel

Hayat çok kısa, yarın bizi nelerin beklediğini, başımıza nelerin geleceğini bilemiyoruz. İyisi mi biz düşüncelerimizi, duygularımızı, sevgilerimizi, dostluklarımızı, vefamızı, yad etmeyi yarına ertelemeyelim. Kaldı ki yarını görememek, görüp de gidememek, görememek, söyleyememek var.
“Sevdiklerinize zaman ayırın; yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır.”

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , ,
Eklenme Tarihi: 7 Şubat 2017

Konu hakkında yorumunuzu yazın

Adını Sen Koy 101. Bölüm Analizi 6 Şubat Özeti (13 Yorum)

  1. ben bir weye tam emin oldum ki bu bolumu tum bolumlerden iyi idi hem awk vardi he de yalnizlik vardi bir daha sizi sevdim ama OMERIN o bakiwdarini hic unutamiyorum

  2. Soylediklerini bende aynisini yasiyorum oyle uzuldumku hala gozumun onunu geldimi gozlerim doluyor oyle birsey yokya omerin aglamasi hastane hastane dolasmasi gercek gibiydi omere cok uzuldum kiyamam ona

    • Gerçek gibiydi evet bunu hissettirdi sağolsun Erkan Meriç
      Birde bunun gerçeğini yaşayanlar daha da kötü olmuşlardır. Allah böyle üzücü olayları kimselere yaşatmasın zor çok zor.

  3. İNŞALLAH ARTIK DİZİ AYŞENİN HASTALIĞI ZEHRA VE ÖMERİN GEÇMİŞİNE DAİR ESKİ GÜZEL BÖLÜMLERİ GBİBİ DEVAM EDER. VE BİZDE SIKILMADAN BAKARIZ.
    SAYIN YÖNETMENİM.

  4. Tatlı analizlerin tatlı yazarı, hasta olduğum için hiç bir şey yiyemiyodum. Am şimdi senin analizini okudum.
    Ve kocaman pastayı yedim bitirdim. Aslında sanada saklamak isterdim ama geri kalanınıda BEYAZ bitirdi:-)

    • 🙂 Tatlıcı Ülker, afiyet bal şeker olsun, acil şifalar sana çok geçmiş olsun. Acıyı da tatlıya bağladın ya seni seviyorum, BEYAZ Ülkerimize iyi bak da biran önce iyileşsin.

  5. Asli keski bu bolumu bu kadar tesirli yazmasaydin dun zaten cok aqladim hem mutlulukdan hem uzuntuden ama ikiside Omer icindi . Gercekden hic bir sey soyliyamiyorum aqlamak istiyorum su an ama cocuklar yuzunden aqliyamiyorum cok zor .